Blogger İçin Etik Kurallar

    Yazan: Sis Etiket: »
    Beğeniler


    Bizim ülkemizde hiç akla gelmese de yabancı bloggerlar taa 2003 yılından beri bloggerlar için bir Code of Ethic ( Etik kurallar dizisi) oluşturmaya uğraşıyorlar.Burada ve şurada İngilizcelerini bulabileceğiniz özetleri var. Kısaca özetlersem şu başlıklar altında toplanan bir kaç maddelik bir blogger ahlaki kurallar dizisi oluşturulmuş.

    1- Dürüst olun, gerçekleri yazın. Yanlış bir bilgi veya haber verdiğinizde doğrulamaktan kaçınmayın.
    2- Eğlenin, unutmayın bu işe eğlenme amacıyla başladınız.
    3- Kimsenin emeğini çalmayın, alıntı yaptığınız kaynakları sahiplenmek yerine kaynağı belirtin.
    4- Gerçekte sahip olmadığınız şeyleri blogunuzda tavsiye edip aptal durumuna düşmeyin.
    5- İyi ve kötü, özellikle de kötü tecrübelerinizden mutlaka ders alın.
    6- Takipçilerinizle irtibatta olun; gerek sosyal medya araçlarını kullanarak gerekse yazdıkları yorumlara gereken saygıyı göstererek onlara blogun bir parçası olduklarını hissettirin.
    7- Kendi tarzınızla yazın, kopyala-yapıştır yazılardan kaçının.

    Pekiii bizim köydeki bloggerlarda durum nasıl? Şimdi sapır sapır kitapları basılan hatta filmlerde oynamaya hazırlanan bloggerlarımıza bakarsak bu ahlaki kurallar dizisiyle ilgilenmelerini bir yana bırakın; tek bir düsturları var: SEKS SATAR!!!!! Ağda maceralarını, sevgilisinin nasıl yaladığını, babasının kaç şişe içtikten sonra kendisini dövdüğünü anlatanları ve takipçilerini bir kenara bırakıp bizim mahallede işler nasıl diye sorayım. Bizim mahalleyi ben şu andan itibaren tümüyle şahsi görüşlerimle anlatacağım.

    Öncelikle kitap tanıtımı da yapan bir blogger olduğum için kitap bloglarından başlayayım. Kitap yayıncılarının çoğu son bir iki senedir blogları reklam amaçlı kullanmayı keşfettiler. Bu yayın evleri ( ki çoğunluğu küçük yayın evleri aslında yani bir Remzi değil ) kitap bloglarının listelerine Google yardımı ile ulaşıp bunların sahiplerine " işte bizim şu şu kitaplarımız yayınlandı, blogunuzda yazarsanız biz de size o kitapları hediye etcez bak valla " mealinde mailleri yolluyorlar. Ben sadece kendi okuduğum ya çok sevdiğim ya da hiç sevmediğim kitapları yorumladığım için şimdiye kadar bir tanesini bile yazmadım. Ama ne yazık ki görüyorum; bu kitaplara bedava kavuşma amacıyla olsa gerek belki de okumadıkları halde sadece internetten bulunan arka kapak veya tanıtım yazılarıyla bu kitapların reklamını yapan çok kitap blogu sahibi var. Aynı şekilde kozmetik konulu blog yazarları da markalardan alacakları bedelsiz ürünler uğruna reklam yazıları yazıyorlar. Yapan yapsın bana dokunan bir şey yok ama çok da uygun gelmiyor bana açıkçası. Çok kitap okuyan bir blogger olup okuduğu kitap sayısını blogunda göze sokmaya çalışanlar var bi de. E iyi de kardeşim madem okudun, bloguna koymaya da değer gördün; ne o internetten alınan tanıtım yazısı sadece? Kendin bir kaç kelam etsen de ( ki bu kelam mümkünse okudum - beğendim - siz de okuyun! tarzında emir kipiyle olmasın) biz de senin fikirlerini öğrenebilsek. Her gün yayınevlerinin yeni çıkanlar listesinden edinilen kitap isimlerinin yine google görsellerden bulunan resimleri ve net kaynaklı tanıtım yazılarıyla o kitap hakkında bize fikir verebileceğini düşünme lütfen.

    Kişisel günlük şeklinde blog yazanların sayısı cidden fazla. Tercihtir kesinlikle eleştirmem. Ama lütfen bir post hazırlarken sadece kahvaltı ettim - sinemaya gittim - yemek yedim - akşam da cicişimle uyudum ekseni dışında yazmaya çalışın. Yani o filmi bir kaç cümlenizle anlatsanız, yediğiniz yemeğin belki tarifini verseniz belki yendiği yeri bir kaç cümleyle anlatsanız o yazıda okunmaya değer bir şeyler olur. Cicişle uyuma kısımlarının ise ben bloglara yazılmaması gerektiğine inanıyorum.

    Yemek blogları da internette ciddi yer tutar durumda. Ve çoğunun durumu hiç parlak değil. Tamam anlayabiliyorum; yani kaç değişik şekilde vişne reçeli tarifi verilebilir ya da patlıcan musakka tarifinde ne kadar yaratıcı olunabilir? Ama Oktay Ustanın tariflerini de virgülünü bile değiştirmeden koyup sonra yemek blogu yazıyorum yeaa diye dolaşanlara da sinir oluyorum. En azından tarif size ait olmasa bile üşenmeyin yapın o tarifi, resimlerini çekin öyle koyun blogunuza ki sizin bir şeyler kattığınızı anlayabilsin takipçiniz. Hele bu tarz tariflerin altına yazılan onlarca " ayy şekerim eline sağlık - senin pembiş elinden çıkmışsa muhteşemdir - ayy akşam denedim sayende kocam bana tekrar aşık oldu " tarzı sevgi pıtırı iğrençliğindeki yorumlara ise hiç dayanamıyorum. Ulan menemen bildiğin menemen tarifi o, annen de anneannen de aynısını yapıyodu, kuş kondurmamış ya menemenin içine!

    Siyasi ve fikrii bloglara ise söyleyebileceğim tek şey: Lütfen yazacağınız şeyi araştırın, doğru olduğuna emin olun ve emin olduktan sonra yazın. Yoksa kahve köşelerindeki ağzı olan konuşuyor, memleket kurtarıyor çizgisinden bir adım öteye gidemiyorsunuz.

    Bir de takipçisine önem vermeyen, saygı göstermeyen bloggerlar var. Şeker kardeşim sana gelip yazını okumuşsak, üzerine bir de bi kaç kelime yazmaya değer görüp oraya yorum bırakmışsak lütfen bir zahmet onlara cevap ver. Sana soru sorduğumuzdan değil, takipçine değer verdiğini gösterme adına yazacaksın o cevabı. Benim izlediğim bloglar arasında bunu yapan kişi sayısı az da olsa var ne yazık ki. Ve yazılarını okusam bile yorum yazmıyorum hiç bir şekilde. Burası karşılıklı
    iletişim yeri değil o yüzden cevap verme zorunluluğunda değilim diyen bloggerlar ise yazılarını yorumlara kapalı yazabilirler bence. Bir bloga gidip ne yazmış diye okumak o bloggera değer vermektir ama yorum yazmak ayrı bir değer vermektir. Bence tabii.

    Bir de işin teknik yönü var. Her ne kadar blogspot çatısında blog yazmak çok çok kolay halde olup kod bilgisi gerektirmese de kullanılan bazı blogger araçlarını anlayabilmek ve internet teknolojileri hakkında fikir sahibi olmak gerekiyor. Mesela blogger izleyicileri ve izlenen bloglar widgetleri 2009un sonlarına doğru Google tarafından yaratılmıştır. O zamana kadar indeks sağlayabilmek ve listelenmek amacıyla Alexa, Dmoz gibi sitelerle cebelleşen bloggerlara Google kendi çatısı altında
    olan ve basit bir eklenti olan bu widgetleri sunarak back link sağlama yolunu keşfetmiştir. Back link ne diye sormayın ya da Google amcaya sorun. Bir sitenin ne kadar çok back linki varsa web üzerindeki konumu o kadar iyi demektir. Hah şimdi o izleyiciler eklentisini ve kendi izlediklerim eklentisini şahsi telefon defteri olarak görenler kusura bakmasın. Ama beni izlediği halde blogundaki izlediklerim widgetinde görünür halde benim bloguma yer vermeyenlerin bloglarına ben de yer vermiyorum aynı şekilde. Back link denen şeyi çok değil üç sene önce bloggerlar parayla satın alırken ben bugün kimseye bedava back link sağlayacak değilim. Günümüzde para istenmiyor belki ama karşılıklı olması bekleniyor. Bu sadece verdiğim bir örnek. Emin olun blogda kullanılan ve Google ın Widgetler listesinde yer verdiği her eklentinin internet üzerinde bir web sitesini daha iyi konuma getirmeye yönelik amacı var. O yüzden diyorum ki kod bilmeyin, Google buna gerek bırakmadı ama internet teknolojilerini biraz okuyup anlamaya çalışın.

    Bloglarımızda yazdığımız özgün yazılarımızı korumak ne yazık ki günümüz bilişim hukuku çerçevesinde çok zor. Benim de başıma geldi, bırakın kitap yorumlarımı kişisel yazılarımı bile kopyalayıp yayınlayan bir forumla uğraştım uzunca bir süre. Alınabilecek bir kaç teknik güvenlik önlemi var tabii ama hiç biri kesin çözüm değil. Sitenize sağ klik engeli koysanız ctrl C-ctrl V ile kopyalanır, onu da engelleseniz RSS yayınından kopyalanır vs vs. Ama bu güvenlik önlemlerinin çok abartılması bence takipçiye itici geliyor. Düşünün bir bloga yorum yazacaksınız. Yorumlar onay gerektiriyor en başta, mazaallah ya küfrederseniz diye. Ardından yorumda güvenlik sorusu soruluyor ve o abidik gubidik captchaları okumanız bekleniyor. Hadi bunu da başardınız aaa o ne sadece Google hesabı ile yazmaya izin verilmiş. Eğer Wikileaks belgeleri kıvamında yazı yazmıyorsanız biraz rahat olun sevgili bloggerlar.

    Bir de münferit sayabileceğim olaylar ve bloggerlar var.

    Diğer bloglara sırf " ben sizi ziyaret ettim hadi siz de bana gelin" diye yorum bırakan ve kendi blog adresini yazanlar bence spam linkçilerle eş düzeyde. Güzel bloggerım, bak sen eğer Google hesabınla yazıyorsan o adresini koymana gerek yok. Yapabileceğin çok şey var yorumundan blog adresine ulaşılabilmesi için. Hem biz site stats programlarından görebiliyoruz biliyon mu sen o yorumunun öncesi ve sonrasında kaç kere giriş yapmışsın sitemize. Boş işler yani bunlar.

    İnsanoğlunun temel güdüleri arasında iletişmek ve kendini ifade edebilmek vardır. Bu sebeple zaten tee dumanla haberleşilen günlerden bugün sosyal medya araçları kanalıyla gittiğimiz yerden tutun,yediğimiz yemeğe hatta s.çtığımız âna kadar yayınlar olduk. Blogger diyarında bu iletişmenin en güzel yolu yorum yazmak. Ama unutulmaması gereken şey o yorumların herkes tarafından okunabildiği. Yani azıcık dikkat etmek lazım; mesela sadece yazarı Kürt sorunu konusunda isim yapmış biri diye,sadece edebiyat açısından irdelenmiş bir kitap yorum yazısı altına gidip Kürtçü - milliyetçi - Türkçü vs vs söylemler yazmamak lazım. Biraz bu blog ne anlatır ne üzerinedir diye düşünüp yorumları o platforma uygun tutmak lazım. Aksine inanananlar için tonla forum var zaten.

    Kullanılan blogger site temaları tümüyle keyfe keder ve özeldir. Kimi sakin basit tema seçer kimi cancanlı alengirli bol renkli. Bu tartışılacak bir şey değil. Tartışmaya açık olan şey blogumuzu okuyacak kişinin bir insan olduğunu düşünüp ona göre bir tema seçmemiz gerektiği. Yani siyah zemin üzerine koyu gri harf rengiyle yazı atarsanız okunamaz. Ya da yazdığınız iki paragrafın beş ayrı bölümünde gölgelendirme, sekiz ayrı kısmında parlama efekti, dört kısmında da yıldızlar saçma efekti olmasın mümkünse. İnsan okuyor dediğim gibi, herhangi bir internet botu değil.

    Bir dolu eklenti kullanırız bloglarımızda, ama onlardan herhangi biri takipçi açısından zararlı uygulama yayan bir eklentiyse eğer bu blogger olarak bizim sorumluluğumuzdadır. Ben ziyaret ettiğim bloglarda bu tarz zararlı eklentilere denk gelirsem ilk önce blog sahibine bir şekilde ulaşıp ekran görüntüsüyle birlikte durumu bildiriyorum. Uygun süre beklediğim halde o zararlı eklenti hâlâ o blogda yer alıyorsa blogu spam olarak bildiriyorum. Google tarafından sandboxa atılmak
    istemezsiniz, emin olup çıkmanız o kadar zor değil ama web verilerinizin eski haline dönmesi çok zaman alan bir şey.

    Arama kutusu kullanın şekerler. Ben eski yazılarınızı ezbere bilmek zorunda olmadığım gibi, güncel bir yazınızın bana çağrıştırdığı başka bir konu blogunuzda var mı diye bakmak isteyebilirim. Ya da güncel yazınızda bir şeye atıfta bulunursunuz ve ben o yazıyı da bulmak isteyebilirim. Bunu sağlamanın en kolay yolu emin olun yine Google widgetleri arasında olan arama kutusu. Bir de son yorumlar eklentisi bence çok yararlı bir şeydir ve geçmiş yazılarınızın da okunurluğunun artmasını sağlar.

    Bu yazı bitmez, hatta etik kurallar kısmı sündükçe süner. Bu aralar benim de destek verdiğim bir oluşum Türkiyedeki bloggerlar için bir etik kurallar dizisi hazırlıyor. Daha çok son zamanlarda padişahvâri hükümet şeklimizden kaynaklı bloggerların hapis cezaları alması üzerine ortaya çıkmış bir düşünce bu. Tabi ki daha çok konunun bilişim hukuku üzerinde yoğunlaşıyoruz. İsteğimiz ortaya çıkaracağımız kurallar dizisine uygun yazmış olan bloggerların devlet büyüklerinin rahatını kaçırdıkları için dava edilmemelerini sağlamak. Biz başarıyla tamamlasak bile bu çalışmayı, hukuk bazında uygulamaya geçmesi herhalde bizim ömrümüzün yetmeyeceği bir zamana kalır. Bu yazı da kişisel bloga o çalışmanın bir yansıması oldu gibi. Tekrar belirteyim, yazdıklarım gerçekleri içerse de kişisel düşüncemdir ve cismen kimseye yöneltilmiş değildir.

    22 Kişi Yorum Yapmış.

    1. Ne denebilir ki.Okuyan hemen herkesin büyük bir kısmına katılabileceği, "hay eline sağlık
      hep aklımdan geçiyordu" dedirtecek kadar haklı ve çok kapsamlı yapmışsın tesbitlerini.
      En üstteki maddelere kişisel, küçük bir itiraz, ben eğlenme (kastedilen gülmek, şamata yapmaksa)amaçlı başlamadım. Yazma ihtiyacımı, okunma ve paylaşma isteğimi karşılamak için ve bu işi çok ciddiye alarak başladım. Biraz kafa bulmak için değil yani. Tabii bir de alıntı meselesi var. Benim en severek hazırladığım postlar da Tagore ile ilgili olanlar. Onları paylaşmak.
      Ellerine sağlık.
      Ve iyi sabahlar. Haftan güzel geçer umarım...

    2. Harikasın Sis, yazdıklarının hepsine katılıyorum. Birtakım eksiklerim varsa teknik bilgilerimin yetersizliğindendir. Bloggerler için etik kurallar dizisini de çok gerekli ve olumlu buluyorum, keşke bizde de hayata geçse ve zorunlu olsa. Hatta yorum bırakmanın da kuralları olsa. Sırf birkaç kişinin canımı sıkacak abuk yorumları yüzünden adsızlara yorum kapatmak zorunda kalmazdım o zaman.
      "Çok yaşa Sis" diyor ve sevgilerimi yolluyorum...

    3. Etik kurallar dizisi, çok iyi bir fikir. Olması gereken bir uygulama. Umarım çok uzun sürmez düzenlemeler ve yasal süreç. Daha iyi olabilir belki o zaman şartlar.

    4. güzel bir uygulama olur etik kurallar ama bu kuralları illa yasallaştırmak ya da kamuya açmak gereksiz bence adı üzernde zaten etik düşünenler büyük ihtimalle bu kurallara uyuyor ya da uymaya çalışıyordur.Bir de not nasıl kitap yorumu yapsam diye düşnüdürdü bana , ben de hiç bir yayın evinden destek almadan sadece kendi sahip olduğum, okuduğum kitapları paylaşıyorum ama kitabı baştan sona özetlemek istemem, özetleyen olursa o kısmı atlarım , çünkü kendim okumak isterim.İsterim ki beğenmiş ya da beğenmemiş mi , şu yönden faydalı olur ya da basittr gibi şeyler yazılıp bırakılsın .Kendimi de eleştiriyorum çünkü içerik açıklamamak adına oldukça kısa yazıyorum, hatta bunun için oldukça fazla mücadele ediyorum yoksa kitab anlatmak gayet basit değil mi 2 sayfalık özeti her halükarda yazabilirim.Maksat ben okudum ve beğendim bana şu yönden faydalı geldi ya da kolay okunur ancak çok şey katmaz size demek .Bu kadar yeterli gibi geliyor bana sanki...

    5. Sis says:

      Asucum,eğlenmek derken kafa bulmak değildi zaten kastım.Yazmak ve paylaşmak da bir eğlencedir. Tagoreden alıntı yapmak değil ki konu. Konu Tagorenin şiirlerini ben yazdım ben yazdım tadında sunmak :D Yoksa hepimiz başkalarına ait olan çok şeyi paylaşıyoruz. Önemli olan kaynak belirtmektir her zaman.

      Leylakcım,hazırlamaya çalıştığımız etik kurallar daha çok hukuksal anlamda çıkabilecek sorunları bertaraf etmeye yönelik aslında. hatırlarsınız facebookda redhackle ilgili paylaşımda bulunduğu için hapse atılan genç kızı. veya yine facebookda başbakanı eleştirdiği için hapis cezası alan genci. Bu tarz tüm durumların incelendiği ve sanal dünyanın olmazsa olmazı blogları da içeren çok geniş kapsamlı bir çalışma yapılıyor. ve haklısın yorum yazmak da bu çalışmanın içinde yer alıyor.

    6. Sis says:

      Elif Hanım, açıkçası uzun sürecek bir çalışma. çalışma tamamlansa bile hukuk içinde yerini alması ise çok çok daha uzun sürecek bir şey ne yazık ki. Malum kimilerinin elindeki yasayla cezalandırma sopasını alacak bu çalışma.

      Kitap eylemcisi, yukarda cevaplarımda da bahsettiğim gibi yasalaştırmak her an her birimizin başına gelebilecek ceza durumlarına düşmemek için gerekli ne yazık ki.
      Kitap yorumlamak gerçekten zor bir iştir. Yabancı gazetelerde günlük köşelerinde profesyonel anlamda kitap yorumlayan ve sözleri o kitabın az ya da çok satmasını sağlayabilecek yorumcular var. Ben mesela mutlaka kitabın içeriğini yazarım ama "katil uşak" gibi belirleyici bir şey yazmam. Kitap özetlerinin de internette bulunması gerektiğine inanıyorum. Can Dündarın Lüsyen adlı kitabı geçen sene Ankarada bir lisede ödev olarak verildiğinde çocukları benim sitemdeki yazı özet de içerdiği için kurtardı. tabii hepsi burdan copy paste yapıp verdilerse o ödevi öğretmenleri çok gülmüştür :D

    7. Sis' cim, ben 7 maddelik kurallardan
      2 ve 7 no.lu olanları kastetmiştim.
      Eğlenmek fiilinin dar ve geniş anlamda karşılıklarını elbette biliyorum. Eğlenme kelimesinin ilk çağrıştırdığı (bana) "neşelenmek," "fazla ciddiye almamak" gibi şeyler. Yoksa tabiidir ki hiç kimsenin bir işe sıkılmak, acı çekmek için başlamayacağını ben de biliyorum:)
      Tagore meselesini de 7 numaradaki "kendi tarzınızda yazın, kopyala-yapıştır yazılardan kaçının"
      kuralını kastederek yazdım. Senin söylediğin 3 numarada. 2009 dan beri buralardayım. Bazı şeyleri öğrendim artık canım:) Öptüm...

    8. gülşah says:

      Okurken her cümleye "doğru, bence de" diyerek kafa salladım.
      Sanal ortam diye gerekli gereksiz bilgi paylaşan, yada seni takip ediyorum sende bana uğra diyenlerden vs... vee sırf reklam kokan bloggerlardan hoşlanmıyorum.

    9. Cuk oturmuş yazı, harika bir yazı olmuş, hemen eksiklerimi tamamlamaya çalışayım:)

    10. Güzel yazı,güzel fikirler..Nacizane bir kaç bir şey eklemek isterim.
      Yeni başlayanlara mutlaka söylediklerimden..
      Yazınızı yazdıktan sonra mutlaka bir kez okuyup gönderiniz.
      Yorumlarınızı da.
      Yayınladıktan sonra mutlaka yazınızda geçen linkleri kontrol ediniz.
      Bir yazıya yorum yazarken eğer sert bir cevap yazacaksanız mutlaka yazarın diğer yazılarına da bir göz atın, hiçbir blog yazarını ilk yazıdan ve bir yorumdan değerlendirerek cevaplamayınız.
      Diğer yorumları okumadan genelde yorum yazmayınız,bu sizin bazen salak görünmenize yol açabilir :)
      Bloğun tarzı ne olursa olsun sizin ciddiye almadığınız bir blog sahibininde en az sizin kadar saygı görmeyi hak ettiğini unutmayınız.
      Ve internette bazen yazıların yüzyüze iletişimden yoksun olduğunu unutmayıp,karşınızdaki kişiyi kırmayacak kelimeleri seçmeniz gerektiğini hatırlayınız.

    11. evrim says:

      Nazannesi hangi kategoriye giriyor diye dusundum okurken ve cok uzundur icimden gelmedigi icin yazmadigimi.. Gunlugumsu, alintilardan olusan filan bisey benimki galiba, estikce yazan kadininin guncesi.. Aman her neyse ne kasiyorum..

      'Son yorumlari' sayende koymustum, yeni temayla search um girmisti, hemennnnn ekledim Sis harikasin! :)

      Ve etik kurallar hassasiyet gerektiriyor birazda kisilikle mi ilgili ne? Ayni seye, benzerine twitterda da denk geliyorum, kopyala yapistir deme kim oldugunu.. Ben de alintilara cok yer veriyorum blogumda ve cok onemsiyorum..

      Susamiyorum sanki.. ;)

      E.

    12. Sezer says:

      Keyifle okudum. Çok çok haklı bir yazı. Teknik konularda biraz canım sıkıldı ama:) Ben teknik açıdan el yordamıyla ilerliyorum çünkü. Maalesef çok bilgili değilim teknik konularda. Mesela bazı arkadaşlarım bana "yorum yazamıyorum" diyorlar ve ben onlara doyurucu bir cevap veremiyorum.Umarım okuyanları rahatsız edecek kadar teknik aksaklık yoktur sayfamda:)
      Herkes istediğini yazmakta özgürdür tabii. Ama... Böyle düşünemediğim bazı durumlar benim de. Ben de ufacık çocuklarının -ki bunlar genelde kız çocukları- kumlara uzanmış, bikinili, ojeli, rujlu vs.fotoğraflarını ekleyen kimselerden hiç hazzetmiyorum. Çok yanlış olduğunu düşünüyorum. Özellikle poz verdiriyorlar. Kendileri bilirler ama internet dünyasında bin bir tür insan var. Dikkat etmek lazım.
      Sevgiler Sis...

    13. coraline says:

      yazdıklarının hepsine katılıyorum.bir tane bile katılmadığım nokta yok,süper:)

    14. Gayet güzel tespitler,blog okurken ve yazarken yazıların orjinal olması önemlidir,kopyala-yapıştır yaparak hem yazara haksızlık hem de blog etiklerine uymaz.

      Bu keyifli yazı için teşekkürler.

      Not:Size bir tavsiyem yorum bölümü ayrı pencere de açılıyor bunu direkt blog içine gömünüz :)

    15. Güzel yazmışsın, takdir ettim. Herkes zaten senin gibi olsa bloggerlık da bu kadar ayağa düşmezdi diye düşünüyorum.

    16. Sis says:

      Asucum anlaştık biz anşaltık gerisi teferruat:)

      Gülşah, aklın yolu bir demek ki

      Siyah Kuğu,estağfurullah eksiklik demeyin de bilgiden yoksun olmak deyin bence.

      Asortik Krep,teşekkürler katkınız için.

      Evrimcim,seninki kişisel blog olmakla beraber tabii ki kızına yazdığın için ileride O okuduklarından ne çıkarıcak diye düşünmelisin,gayet doğal.Ama bugünlerde yaşanan gerçekleri bir şekilde onun da öğrenmesini sağlaman gerekir diye düşünüyorum. Misal, bugünün 93 sonrası doğumlu kuşağı Berlin duvarı neydi,öncesi nasıldı,nasıl yıkıldı bilmiyor. veya 98 doğumlu bir kuşağa 1980 öncesini anlatsan da birebir aklı hayali almıyor.Bence yazdığımız her şeyi bir tarih iz düşümü olarak görebilmeliyiz.

    17. Sis says:

      Sezer,
      Bu bahsettiğin çocuk istismarına giren bir şey ve ne yazık ki yaptığımız hukuksal çalışmada bizi çok zorluyor.Misal ebeveynlerden biri kendi çocuğunun anlattığın tarzda bir resmini yayınlamış nette.ve kötü amaçlı biri bu resmi dwnld edip üzerine ekleme yapıp pedofil sitelerinde kullanmış. Hukuk diyor ki burada suç yok.ne ebeveyne ne resmi amaç doğrultusunda kullanana suç bulunyor.çook zor çok:(

      Coraline yine aklın yolu aklı selim herkesten geçer diyorum:)

      Serkan bey, teşekkürler yorumunuza. O yorum formu IE tarayıcı kullanan arkadaşlar yorum yazmakta zorlandığı için pop-up page haline getirildi. Böyle de kalacak.

      Ata bey,
      yok ben hala kendimi blogger olarak görmüyorum. Ama azıcık kafası çalışan bir blogger adayıyım o kesin :)

    18. Bu kadar net ve detaylı anlattığın için teşekkürler Sis, benim blog yazmaya maalesef sabrım yetmiyor, bağlanıp kalamıyorum bir yere, sadece HOG'lara sabrım var dermişim :P Ama senin blogundaki yorunlarını severek takip ediyorum ve çok da eğleniyorum açıkçası, sağol varol, iyi ki varsın ne diyeyim....

    19. Bu yazıdan kendime bir ton ders çıkardım. Mesela şu yorumlara cevap yazma kısmı, bana bir soru sorulduğunda eğer dışarıdan izleyen biriyse yorum altında ama blogger ise gidip kendi sayfasında cevap veriyorum. Ama bunu diğer okuyanlar, soruyu cevapsız bıraktığımı düşünebilirler hiç bu yönünü düşünmemiştim doğrusu...
      Eğlenmek için yazıyorum ve çok eğleniyorum , kitap ve filmler konusunda da çok haklısınız. Kitabı parça pinçik ederek yazanları sevmiyorum kendi fikrimi yazıyorum, filmler de yönetmenine varana kadar araştırırım en azından bu konuda doğru yoldaymışım:)

      Sevgilerimi bırakıyorum

    20. Sis says:

      meraklıcım,
      Sen yazma ama yorum yaz bi de oku yeter bence:) Özellikle oyun blogunda yorumların hiç eksilmesin.

      Laleninbahçesi,

      Ders çıkarmak demiyelim de bence,akla gelmedikleri okumuş olmak diyelim. Sevgilerle takip ediyorum sizi.

    21. :))"merhaba blogunuzu çok beğendim (aslında hiç okumamıştır bile:)))bana da beklerim. " şeklinde bana da sıksık yorum gelirdi. Hani şehitlerle ilgili yazı yazmışım altında bu yorum!! Güler misin, ağlar mısın? Çok şükür hayatımda kimseye o tür bir yorum bırakmadım. İsteyen zaten sizi buluyor:)davete gerek yok:)ha yalnız benim gıcık olduğum bir şey var yanlış anlamazsanız 'post' sözcüğü gözümün önüne tilki postu, ayı postu geliyor:)))
      onun yerine yazı, paylaşım,ileti diyorum hem Türkçe..
      sevgiler

    Siz de Yorum yapın