Prometheus

    Yazan: Sis Etiket: »
    Beğeniler


    Riddley Scott' ın 1979 da yaptığı ilk film olan Alien ile başlayan dörtlemeye bir devam diyemesek de kesinlikle ilgisi olan bir film bu. Sonraki diğer filmleri James Cameron yapımı Aliens ( 1986 ) ve David Fincher yapımı Alien 3 ( 1992 ) ve son olarak da her ne kadar çoğu bilimkurgu sever tarafından seriye dahil edilmese de dördüncü fim olan Jean-Pierre Jeunet yapımı Alien Resurrection ( 1997 ) ile izleyebilirsiniz. Bilim kurgu-korku kategorisinde kayda değer yer tutan bu fim serisi içeriğinde taşıdığı mesajlarla da çok tartışılmıştır.

    Önce filme dair biraz spoiler içeren bilgi verelim. Film 21ci yüzyıl sonlarında dünyada arkeolojik kazılarda uzaydan gelen yabancılara tapan insanlar olduğuna dair buluntuları bir araya getiren iki arkeolog ile başlıyor. İskoçyada bir yerde buldukları bir duvar resmi ise günün yıldız haritalarıyla eşleştirilince bir güneş sistemi ve gezegen adresi veriyor. İlk filmlerdeki kötü adamları görevlendirmiş olan Waylen Industries sayesinde bu arkeologlar yıldız ötesi bir uzay araştırma grubuna dahil ediliyorlar. Adrese vardıklarında indikleri gezegende buldukları devasa yeraltı kompleksinin içeriğinde insan öldüren kötü bir şeyler olduğunu bulmaları ne yazık ki ekipten bazılarının ölümleri ile ortaya çıkıyor. Ardından peşpeşe ortaya çıkanlar şunlar; Waylen Industries hala kötü kardeşim bu sefer de şirketin başı olan adamın ölümü engelleme adına yaptıkları var; Androidler hala programlarını yapanlardan emir alıp kötü oluyor ve her ne hikmetse son anda ( belki de yaşama iç güdüsü bir şekilde onlara verilmiş olduğundan ) iyiye yardım ediyorlar; Ve evet evet alien filmlerindeki yaşam formu bu filmde de var.

    Favori oyuncularımsa güzelliğiyle başa çıkılmaz ve bir ara aha bu da robot herhal dediğim Charlize Theron veya androidi oynayan Michael Fassbender veya makyajla yaşlandırılmış Guy Pearce değil. Uzay gemisi kaptanı rolündeki İdris Elba ( ki kendisine Luther adlı dizide tapılmaya başlanmıştır) bir de bayan arkeolog Noomi Rapace olmuştur.

    Film bir kere bilim kurgu severler için bir şölen. O devasa mekanik aletleri bu kadar gerçekçi ve bu kadar korkutucu göstermek her yönetmenin harcı değil. O konuda film 10 by 10 yani. Ama içerik konusunda daha doğrusu vermeye çalıştığı alt mesajlar konusunda epey bi tutarsızlık yaşamış ki bunu da acaba senaryonun Lost dizisinin senaristi olmuş olan Damon Lindelof' un elinden geçmiş olmasına mı bağlamak lazım diyorum.





    Öncelikle film henüz bize tanıtılmamış bir uzaylı tipin DNA sının bir yere karışmasıyla başlıyor. Ki bu da evrim teorisyenlerinin en inanılır savı olan kozmik çorbayı simgeleyen görüntülerle gösteriliyor. Ardından evrime inanmayıp da yaratıcıyı arayan arkeologlar ve yaradana inanan bir robotla tanışıyoruz. Boynundan haçı eksik etmemesi, ve " bizi onlar yarattıysa onları kim yarattı" deyip yaradılışın en başını sorgulayan bu arkeolog ablamız filme din kokusunu katıyor. Bu arada bu ablanın kendisine uyguladığı bir sezaryen sahnesi var ki Hristiyan toplumunda yer eden tüm yaşam kutsaldır teorileriyle de çelişiyor bence.

    İlk filmlerde yaratığımız alien tümüyle dişisel bir form izlenimi bırakırken ( 2ci filmdeki dişi kraliçe alien, tüm filmlerde yaratığın karın boşluğu-rahime girip de büyümesi, fiziksel yapısındaki kıvrımlar ) bu filmde bence yaratık daha eril,erkesel bir hale dönüştürülmüş. Bize gösterilen yaratığın formu bile daha çok erkek cinsel organına benziyor dersem bana paranoyak demeyin. Hele gezegende öldürdüğü- ele geçirdiği insan formlarına saldırı şekli bile bence bu yaratığa bi erkeksel form kazandırmak için yapılmış.

    Spoiler vermeye devam edersem ilk filmde Nostromo gemisinin indiği gezegende bulduğu devasa kontrol kabini ve içindeki fosil bu filmde bir anlam buluyor. İnsanı yarattıkları halde neden insanı sevmeyip yok etmeye karar vermeleri veya yarattıkları ve kendilerini yok eden alien yaşam formunu neden yarattıkları ise bence bu filmin takip eden serisinde açıklanacak.

    Bir dip not : Prometheus Yunan mitolojisinde yarı-tanrı olan Titanlar arasında Zeus' un oğlu olup insanı yaratan; onlara ateş, yaratıcılığı, bilimi, uygarlığı verip düzeni değiştirmeyi başarandır.

    Lafın kısası çok ama çok seyredilir,devam filmleri yapılır onlar da seyredilir.bence gidin seyredin.

    6 Kişi Yorum Yapmış.

    1. Sezer says:

      Aklımda olan bir filmdi. Olumlu yorumlar yazılmış genelde, cumartesi SBS var, pazar günü gideriz:)

    2. deeptone says:

      ben de yakında yazmıştım. önemli film evet.
      ama moonrise kingdom'ı kaçırmayın asıl. o bir başyapıt.
      :)
      blogumda tüm vizyon filmleri ve bütün yeni kitapları yazıyorum.
      :)
      gelirim blogunuza görüşürüüüz.
      :)

    3. deeptone says:

      sanırım yazı denemeleriniz de var gözüküyor. okurum arada.
      :)
      ben de öykü ve şiir yazıyorum.
      yaşasın sanat.
      :)

    4. Bolat says:

      Çok zaman oldu bilim kurgu seyretmeyeli :)

    5. Sis says:

      Sezer,
      Gitmişsinizdir herhalde filme. Eğlenmiş olmanızı umarım. SBS nasıldı bu arada?

      Deeptone,
      ben tüm film ve kitapları değil sadece beğendiklerimi yada hiç ama hiç beğenmediklerimi yazıyorum. Evet yazı denemelerim de var. Görüşmek üzere.

      Bolat,

      Kaç yaşındaydı o şerbet tatlılığındaki oğlan? Hele bir gelsin gereken yaşa hiç bir filmi sektirmeyeceksiniz sayesinde :)

    6. Vladimir says:

      Bilim-kurgu meraklılarının takip ettikleri bir dergi vardı eskiden OMNI isminde. Bu film o dergideki tablolara saygı duruşu niteliğinde. Tek kusuru senaryosunun, özellikle ikinci yarıda zayıf tutulmuş olması. Bakalım Amerika kıtasında aynı versiyon mu gösterilecek onu bilmiyoruz henüz.

    Siz de Yorum yapın