Bebeklerimmm

    Yazan: Sis Etiket: »
    Beğeniler

     
    Ocak ayının sonlarına doğruydu. Bir gece geç saatte Twitterda takip ettiğim hayvanseverlerden birinin bir Retweetini gördüm. Çiğdem hanımın bir yardım çağrısıydı. Oturduğu sitede baktığı ve hamile olduğu için site yönetiminin siteden atılması kararını verdiği bir kediye çözüm arıyordu. O gece Çiğdem ile bir kaç kere yazıştık ve ben anne ile yavrularına geçici yuva açmaya karar verdim. Evde kendinden başka kedi şahsına dayanamayan Duman danası ve ikinci bir kediye  kesinlikle karşı çıkan eş ile epey riskli bir karar almıştım. Ama iyi ki almışım.

    Kızım ki Çiğdem adını İnci koymuştu ama ben prensesim diyorum; eve ilk olarak bir cumartesi geç saatte geldiğinde kalacağı oda çoktan hazırdı. Bebeklerin epey büyüyeceği zamana kadar o odada kalmalarını planladım. Kızımın rahatça yatabileceği bir sepet, kum kabı, yemek-su kapları vs vs hepsi düzenlenmişti. Ama bu bayan fok balığı ilk günler kucağa gelmediği gibi hep taşlara yerlere serilip yattı. Kendi hamileliğimden hatırladıklarımla diyebiliyorum ki her cinsin dişisi hamileyken sıcaklıyor. Sokakta yaşamasının getirdiği bir şey belki veya yabancı ve başka bir erkek kedi kokusunun hâkim olduğu ortama gelmesi pek de yakın duran bir kedi değildi. Çok güzel bir kedi olan kızım arada canı sevgi istediği zaman bir lokomotif gibi guruldamasına rağmen genelde uzak duruyordu. Sonra bir akşam benle yapışık yaşamaya başladı. Öyle böyle değil ama bu yapışıklık. Ben banyoya girerim kapımda bekler, mutfakta otururken ayağımın dibinde yatar, gece yatağıma gelir ( Dumanı patileyip kovalar önce ). Sonra bir sabah...

    Eşim sabahları erken gider, o giderken kızımı odasından çıkartmış. Oğlum da gözünü açtığı anda ( sömester tatiliydi sanırım ) bilgisayar başına oturduğundan kimse kızdaki garipliği fark etmemiş. Ben kız Dumanı feci şekilde dövünce kendime geldim ne oluyoruz diye. Ben ayana kadar tabii kız kendisini benim yatağıma attı. O andaki halini görmeden anlamanız imkansız. Bana o sokuluşu, ağlaması, beni sürekli yalamaya çalışması; tüm bunlar işte korkusundan ve yardım isteğindenmiş. Ben de doğumun başlayacağı hiç aklıma gelmediğinden kızın bu huzursuzluğunu evdeki diğer kedi Dumanın varlığına verip onu rahatlatmak için aldım yatağıma, göğsüme sokuldu ve okşayıp rahatlatmaya çalışıyordum ki!! İlk bebeğin kesesi patladı ve suyu geldi. Evet yatağıma :)


    Suyu gelince anında yataktan fırlayıp kızımı zaten hazırlanmış odasına götürdüm. Arada yanından kalkıp kirlenmiş yatak takımlarımı falan çamaşır makinesine atmaya çalışıyorum ama her kalkışımda arkamdan öyle acı ağlıyordu ki sonunda bıraktım her şeyi ve sadece okşayıp kızımı rahatlatmaya çalıştım. İlk suyunun gelmesiyle ilk bebeğin doğması arasında yaklaşık 1.5 saat vardı. Ve bu süre içinde acı çeken, başına ne geldiğini anlamayan, ve gözleriyle benden yardım isteyen kızımı rahatlatmaya çalışabildim sadece. Bebeklerin çıkmasını sağlayan şiddetli kasılmalar başladığında ise resmen patileriyle ellerime sarılmıştı. İlk bebek geldiğinde o kadar perişan ve şaşkındı ki bebeği yalamasını ben sağladım. Göbek bağını yalayıp dişleyerek kopardı ama arkasından gelen plasentayı yemedi. Ben onu nasıl yedirtebilirim diye düşünürken zaten ikinci bebek gelmeye başladı. Ben de o plasentayı alıp attım.

    İlk iki yavru beşer dakika arayla doğdu sayılır. Ve perişan kızım sancıları kesilince benim müdahale etmeme gerek bırakmadan yavrularını az da olsa yaladı. Doğuma ara verdi ama şimdi ne kadar bir süreydi hatırlamıyorum açıkçası, ama çok uzun değildi. O arada çok rahatsız etmemeye çalışarak bir kaç fotoğraf çekebildim. Derken yeniden kasılma ve sancıları başladı. İki yavru daha peş peşe geldi. Artık içgüdüleri devreye girmiş olduğundan bebeklerin göbek bağlarını ben müdahale etmeden dişledi, plasentalarını yedi, arada bebeklerini yalayıp temizledi. Bu bebeklerini yalama işi çok önemli çünkü bebeklerin solunum yollarını dolduran sıvı ancak annenin dil darbeleri ile atılıyor ve bebeklerde nefes alma refleksi gelişiyor sanırım. Ayrıca plasentayı yemesi de çok önemliymiş sonradan öğrendim, ilk bir kaç gün bebeklerinin yanından hiç kalkmayacağı için gereken besin deposunu anneye o yediği plasentalar sağlıyormuş.

    Ve doğuma uzunca bir süre ara verdi. Karnı hala şişkin olduğundan içeride bebek olduğunun farkındaydım ve zaten kızım da huzura ermemişti henüz. Beşinci bebek geldiğinde artık pili bitmeye başlamıştı sanırım. Son ve altıncı bebek geldiğinde ne yaladı, ne zarını yırtmayı denedi. Burada Co-anne olarak devreye girip steril eldiven giydiğim ellerimle bebeğin kesesini zarar vermediğimi umarak azıcık yırtmaya çalıştım ve annenin koklamasını sağladım. Tabii siz bana sorun o anki endişe ve korkumu. Zarı yırttık bebeği de yaladı ama göbek bağını kesecek mecali kalmamıştı güzel kızımın. Bebek diğerlerinin arasında ama göbek kordonuyla hala kızımın döl yatağına bağlıydı. O bağlantı kesilmedikçe plasenta da çıkmayacaktı. Eldiven içinde o ara uzun olduklarına dua ettiğim tırnaklarımla kimseye zarar vermediğimi umarak göbek bağını parçaladım ve bebeğin dölyatağıyla bağlantısı kesildi. Annesinin sıcak dil darbeleriyle miyavlayacak mı diye bekledim bir kaç dakika. Çok geç miyavladı o şerefsiz, ki bugün yavrular neredeyse bir aylık oldular; hâlâ en sessizleri o yavrudur. Son sorun da doğum kasılmalarının bitmiş olması ama içeride son yavrunun plasentasının kalmış olmasıydı. Onu da yine eldivenli parmaklarla anneye zarar vermemeye çalışarak dölyatağından gördüğüm parçaları çekerek hallettim.

    Doğum bitti, perişan anne az da olsa dinlendi ve bebekler iç güdüleri gereği beslenmek için meme aramaya başladılar. Benim kendisi daha bebek olan kızım burada da şaşkalozluk etti ve karnına almadı bebeklerini. Onu okşayarak, kaşıyarak konuşarak bebeklerin meme almasına kadar bekledim başında. Sonunda yine iç güdü galip geldi ve işler olması gerektiği gibi yürümeye başladı. Ben de sabah 9 gibi başlayan bu macerada saat 15 gibi bir şeyler yemek ve kahvemi içebilmek adına Co-anneliğe mola verdim.

    Eğer kan görünce panik olan insanlardansanız, acil durumda yapılacak şeyi iç güdüleriniz size söyleyemiyorsa sakın bir hayvanın doğum anında yalnız başınıza kalmayın. Tamam yüz binlerce yıldır hayvanlar kendi başlarına doğurup bebeklerini yaşatıyorlar, bu doğru. ama doğal seleksiyon sonucu denen bir şey de var. Ben katlanamazdım bebeklerden herhangi birinin ölmesine. O yüzden belki el yordamıyla yaptım ama gerekeni yaptım sanırım. Ki hala yapıyorum, güçsüz bebeklerin beslenmesi konusunda.

    Bugün yavrular 3 haftalarını geride bıraktılar bile. Gözlerinin açılması, kulaklarının duymaya başlaması, ilk sarsak adımlarını atmaları ; hepsi ayrı bir macera ayrı bir mucize. Kızım hala benim yavrulara dokunmamdan rahatsız olmuyor, ama bazen çok huzursuz olunca bebeklerine epey sert davranıyor. O zaman bir süre bebeklere dokunmuyorum. Oğlumun dokunduğunu görürse iyice sertleşiyor. Eşim henüz sadece bir kere ben bebeklerden birini odalarından dışarı çıkarıp ona gösterdiğimde bebekle yakınlaştı; onda da bebek eşimin yanağını yalayıp kendini kabul ettirdi zaten.

    Yaşayabileceğiniz en büyük tecrübelerden biri bir hayvanın size bu kadar yakın bir güven duygusuyla yanınızda yavrulaması. Çok dikkatli olup sonrasında annenin o güvenini hiç zorlamamanız gerekiyor. Unutmayın, kayvanlar bilinçleriyle değil iç güdüleriyle yaşarlar. Bir kere size güveni sarsılırsa, yavrularına tehlike olabileceğinizi düşünürse bir daha yaklaştırmaz sizi. Ama benimle kızım arasındaki gibi bir güven ilişkisi kurabilirseniz o yavruları kendinizin sayabilirsiniz. Doğmaları, büyümeleri, gelişmeleri, hepsinin ayrı birer kişilik özelliği sergilemesi; bunları izlemek bir mucize.
     
    Bunlar da bebeklerin videoları:
     
     

    12 Kişi Yorum Yapmış.

    1. ÇITIRRRRRR

      Eğer dişiyse onu bana getir tatlı sesli kadınnnn...

    2. Gelip gelip izliyorum. İstesem bulamam böyle güzel manzarayı.

    3. su says:

      son videoyu 3 kere tam ekran izledim.bu nasıl bir güzelliktir,bu kedi hayvanlarını allah nasıl böyle şahane yaratmış bayıldımmm....ve bu arada ismini unuttum ama orda bi çakma leopar var favorim odur :D

    4. Vauuuv! Harika! Seni gönülden tebrik ediyorum.

    5. Sis says:

      Asucum,
      Çıtırın dişi olduğunu tahmin ediyorum,minyon yapısı vs sebebiyle.Ama kedi yavrularının cinsiyeti 2-2.5 aylık olana kadar belli olmaz pek.Sürpriz olabilir yani:)
      Çıtırı sana getiririm getirmesine de daha anneden ayrılma zamanlarına var:)

      şekom,
      Muhteşemler yaa.Resmen stres atıyorum onları seyrederek.hem güzel,hem şebek,hem salak;ne ararsan var bu kedi kısmında.

      Sezercim,
      Sağolasın çok mutluyuz bu ara bebeklerimle.Ama 1 ay kadar sonra hepsine yuva aramaya başlıyacağım.O zaman ayrılmak zor olacak tabii.

    6. Meraklı says:

      süper bebekler valla, sana da helal olsun sis, ben kesin şaakkk diye bayılırdım, çok güzel ebelik etmişsin tekrar tebrik ediyorum seni. ayrıca orda bi meraklı var ya :D onun da vaftiz anası olmaktan gurur duyarım eheheueheu

    7. su says:

      çakma leopar diyorum onu tek geçiyorum adınıda şipidik koyuyorum banane :p

    8. sisgoldilock says:

      deneme

    9. S. ve E. says:

      Merhaba,
      Blogumuzdaki kitap çekilişine bekleriz:)
      Sevgiler,

    10. A.O Bolat says:

      İnsan nasıl şevkat oluyor bu görüntüler karşısında :)

    11. Şunu yazmadan geçemedim. Bencil duygularla sadece kendimi düşünüp Çıtırı istedim ama yavrumun (inşallah olacak) ebesinin muhteşem performansını herkese anlatmakla birlikte kendisini tebrik etmeyi unuttum. Halbuki satır satır hayranlıkla okumuştum.
      Bu arada sen nerelerdesin gene?
      Umarım sağlık sorunu değil tatlı meşguliyetlerdir sena buralardan uzak tutan :)

    12. Sis says:

      Asucum sana mail attım

    Siz de Yorum yapın