UYGARLIĞI DEĞİŞTİREN 100 KEDİ

    Yazan: Sis Etiket: »
    Beğeniler




    Çeviren : Ayşen Anadol
    Yazar : Sam Stall
    Özgün adı : 100 Cats Who Changed Civilization
    Kitap türü : anlatı
    Sayfa sayısı : 134
    Yayın tarihi : 2009
    Yayın evi :Can Yayınları

    Tipik bir kedi gamsızdır; insan ırkı ne yapmış, ne etmiş, umurunda değildir. Kişiliğinin belki de en önemli unsurudur bu. Tabağında yiyecek,kutusunda temiz kum, bir de gelip geçeni seyredeceği pencere kenarı oldu mu, çevresinde kim ne dilerse yapabilir.Yine de, yüzyıllar boyu kedi cinsinden belirli bazı bireyler insanlık yararına çaba göstermeyi uygun bulmuşlardır. Çoğunlukla bunu kendilerine özgü yollarla,sırrına erişilmez nedenlerle yaparlar. Sözgelimi, yanan bir binadan bir bebeği kurtarmak gibi göze batan, alkışlanacak işler yapmak hiç mi hiç üslubu değildir kedilerin. Böyle çılgınlıkları köpeklere bırakmak en iyisidir.Ama her kedi,eğer kendisini yaşamına almayı kabullenecek bir insanı sahiplenirse mutlaka o insanın yaşamında,ve insanın yaşamda iz bırakıp bırakamama kapasitesine bağlı olarak da yaşamda iz bırakır.Resimde gördüğünüz kedi beni insanı olarak sahiplenmiş son kedim.Kısaca kendisini ''deli''diye çağırsak da aslında ismi Duman.

    Hep demişimdir.İnsanın fazla zeki kedilerden kendini koruması lazım,
    kedinin zeki olanı pek makbul değildir.Buyrun bu kitabı okuyun zeki kediler için.


    Tek bir kedinin uygarlığı değiştirmeye gücünün yetmeyeceğini düşünüyorsanız, koca bir canlı türünü tek başına yok eden Tibbles’ı duymamışsınız demektir.Ya da Pakistan ile ABD arasında diplomatik bir tartışmayı tetikleyen Ahmedabad adlı kedi yavrusunu. Ya da bir tutam tüyüyle bir katilin yakalanmasını sağlayan Kartopu adlı Kanada
    kedisini.Bunlar, “uygarlığı değiştiren 100 kedi”den yalnızca üçü. Bu kitap, bilim, tarih ve sanata ve daha birçok alana katkıda bulunan kedilere selam duruyor.Büyük edebiyat yapıtlarına esin kaynağı olanlardan tutun da, polise telefon ederek
    sahibinin hayatını kurtaranlara kadar, kedilerin zekâsını ve cesaretini gözler önüne seren birçok örnek var bu kitapta.
    Bütün bu kedicikler tarihi az çok değiştirdiler. Bunu umursamamaları,hatta yaptıklarının farkında bile olmamaları, çok daha basit bir işi becerince yaygara koparan insanlara örnek olmalı.

    KARTOPU
    KATİLİ YAKALATAN KEDİ

    Douglas Beamish bir cinayet işlemiş, ama kaçıp kurtulacağını sanmıştı. Kaçabilirdi de, eğer kedisi cinayet kanıtını sağlamasaydı...
    Yıl 1994’tü. Prens Edward Adası’ndaki Kanadalı yetkililer Shirley Duguay’i derin kazılmamış bir mezarda buldular. Kraliyet Kanada Atlı Polisi cinayet mahalline çağrıldı. Uzmanlar plastik bir torbaya tıkılıp cesetle birlikte gömülmüş kanlı bir deri ceket üzerinde özellikle duruyorlardı. Ne yazık ki kan kurbana aitti, yani DNA karşılaştırması yararsız olacaktı. Ancak adli tıp uzmanlarının ceketin üzerinde buldukları yirmi yedi beyaz tüyün bir kediye ait olduğu anlaşıldı. Atlı Polis, cinayet kurbanı Duguay’in ayrı yaşadığı nikâhsız eşi Beamish’in mezardan çok da uzak olmayan bir bölgede ana babasıyla beraber yaşadığını hatırlayıverdi. Üstelik ailenin Kartopu adında bir de beyaz kedisi vardı.
    Atlı Polis, Kartopu’ndan kan örneği aldı. Cinayet mahallinde bulunan tüylerle DNA karşılaştırması yapmayı umuyordu. Ama bir sorun ortaya çıktı: Kimse böyle bir araştırma yapmamıştı o güne kadar. Her yere telefon yağdıran yetkililer sonunda şu gezegende kendilerine yardım edebilecek kişileri saptamayı başardılar. Maryland’deki Frederick şehrinde Ulusal Kanser Enstitüsü Genom Çeşitliliği Laboratuvarı’nda çalışan bir araştırmacı ekibi, kedi genomları haritası geliştirmeye çalışıyordu.
    Bu akademisyenler böyle bir cinayet soruşturmasına hiç katılmamışlardı. Onları işbirliğine ikna etmek kolay olmadı. Ama bir kez işe koyulduklarında,cekette bulunan tüylerin genetik kodunu ayırmaları fazla uzun sürmedi, Kartopu’ndan alınan kan örneğiyle de hemen eşleştiriverdiler. Artık kanıt hazırdı;teknolojiyi geliştirmiş olan uzmanlar tanıklık edince Beamish cinayet suçuyla mahkûm edilip hapishaneye gönderildi. Bu dava, kedi DNA’sının şüphelilerin suç mahallinde bulunduklarını kanıtlamak için kullanılmasına emsal teşkil etti. Daha sonra, ABD Adalet Bakanlığı’nın hibe ettiği 265.000 dolarla Ulusal Kedigiller Genetik Veritabanı oluşturuldu. Böylece, adli tıp laboratuvarlarının, suç mahallerinde bulunan tüylerin belirli kedilere ait olup olmadığını saptayabilmesini sağlayan teknoloji geliştirilmiş oldu. Kartopu sayesinde suçluları (yaklaşık üçte birinin kedisi vardır) artık tüylü dostları ele veriyor.

    Not:Son anda google aramamda Bir gazete yazısı bulup çok keyifle okudum.Tarzını sevdiğim ve espri anlayışına taptığım bir yazardan.Buyrun o da
    burada
    Hehhehe site üyeleri,daha doğrusu kedisi olan tanıdığım ve bana kedisinin resmini yollayan.veye resmini bulabildiklerimi koymaya karar verdim.
    Bakınız bu Medikal'in kedisi KÖPÜK( benim deliyle alakası yok,kedi gibi bir kedi)


    Bu Bozo'nun kedisi BOZO
    efendim bu utangaç bayan da Su'nun kedisi Kızım.Bittim o suratı kapatışına:)


    5 Kişi Yorum Yapmış.

    1. medikal says:

      Yazar benim kedimi (adı KÖPÜK) :) tanımadan yazmış bu kitabı. Yakında kendisi ile tanıştıracağım ve yeni kitabının adı "uygarlığı değiştirecek yeni kedi" yi yazmaya başlayacak. :) kedim diye demiyorum ama köpüşüm gibi bir kedi daha görmedim desem yeridir. çok şanslı bir aileyiz. köpüşte şanslı. :9 kaç kedinin babası veteriner hekimdir ki dimi :)

      Ayşe Arman'ın bir yazısından alıntıyı sizlerle paylaşmak istiyorum.
      "İŞTE KEDİ KÖPEK FARKI

      Bizim kedileri değerlendirmemiz nankör, atak, oyuncu, tembel, aptal vesaire... Onlar bizi nasıl değerlendirir?

      - Güzel bir espri var bu konuda. Köpekler genelde şöyle düşünürlermiş: ‘Bu insan, bana bakıyor, yemeğimi veriyor, karnımı doyuruyor, hastalığımla ilgileniyor, sıcacık evinde oturtuyor. Demek ki, bu adam Tanrı! Tanrı olmalı ki, beni bu kadar seviyor!' Aynı koşullardaki bir kedi ise, ‘Bu insan bana bakıyor, karnımı doyuruyor, hastalığımla ilgileniyor, sıcacık evinde oturtuyor, ne istersem yapıyor. Demek ki ben Tanrıyım! Ben Tanrı olmalıyım ki, beni bu kadar seviyor!' " Hoşcakalın

    2. su says:

      şunu tespit ettimki;kedi besleyen yada kedi sevenlerden insanlara zarar gelmiyor.ha istisnalar olabilir ama çok az bir olasılık bence.aynı şeyi köpek besleyenler içinde diyebilirmiyiz bilmiyorum.nede olsa köpek besleyenin kendisi tanrı kedi besleyen ise sadece bir kul:)))
      benim kedimin adı:kızım.bu kadar tatlı vede bukadar şapşal bir kedim olduğu için sırtım yere gelmez die düşünüyorum:))
      kedi sevenler birleşin! :D:D

    3. Sishyphos says:

      @ Medikal,
      benimki kedi değil zaten biliyorsun.türünü keşfedip dünyaya tanıtmanı mesleki açıdan senden beklemekteyiz.Ama köpük güzel kedi allah için

      @ Filiz,
      Çok güzel bir kedi edinme hikayesi.Ama farkındasın değil mi,kedi seni seçmiş en başta.Sen sadece azıcık direnmişsin:))

      @ Su
      Tanrı-kul tespiti çok iyiydi:))

    4. Sishyphos says:

      tamam köpük en güzel ama bizim kedilerimiz de güzel.
      bakarmısınız kızımın yatışının şebelekliğine.
      ya bozonun asaletine,
      dumanın aygın baygın uyuyuşuna.
      ama köpük kalemle çizilmiş gibi duruyor o da başka tabi.

      Filiz bahsettiğin kedin,karamel,ona da burda yer verelim.resmini bekliyorum

    5. su says:

      Churchill evden kaçan kedisi için cama “Kedi, eve gön; her şeyi affettim” yazan bir kağıt astırmış.
      Kedi dönmüş.
      Kedinin tuhaflığında sınır yok; kitabı okurken bunu anlıyorsunuz...

      Bayıldım ben buna:D:D

    Siz de Yorum yapın