Yasa(K)lar

    Yazan: Sis Etiket: »
    Beğeniler


    Her sabah yaptığı gibi erkenden kalkıp evin toplanma işini hızlıca halledip kahvaltı sofrasını hazırlamaya başladı. Sofraya şöyle bir bakınca gülmekten kendini alamadı. Son çıkan Beslenme Yasasında yasak olan yiyeceklerden en az üç tanesi masadaydı. Kendi kendine dayısını hiç bir şeyin damak tadından vaz geçiremeyeceğini düşünürken uyanmış olan dayısıyla yengesi mutfağa girdiler. Saatin 7.15 olduğunu fark edince geç kalmadan hemen televizyonu açtı. Radyo ve Televizyon Yasasına göre her sabah bu saatte televizyonların açık olması ve devlet başkanının her sabahki Ulusa Sesleniş programının dinlenmesi gerekiyordu. Din kardeşlerim diye lafa başlayan başkanın yüzüne bakarken bu adamın nasıl olup da her sabah aynı şeyleri söylemekten sıkılmadığını yine anlayamadı.

    Konuşma sona erdiğinde kahvaltıları da bitmiş ve yengesi sofrayı ben toplarım demişti. Odasına üzerini değiştirmeye girdiğinde yasaya göre dışarıda giyilmemesi gereken renklerden olan kırmızı süveterine içi giderek bakıp çekmeceden mavili bir süveter ve gri pantolon seçip onları giydi. Hızlıca üzerini değiştirip ders kitaplarını eline aldığında dayısı kapıda hazırdı bile. Yengesi Kılık Kıyafet Yasasına göre açıkta tek bir telinin bile olmaması gereken saçlarına şöyle bir bakıp örtüsünü düzeltti ve " aman evlilik kağıdını unutma geçen sabahki gibi " diye hatırlattığında zaten unutmuş olduğunu görüp odasına koşturup evlilik kağıdını alıp çantasına koydu. Arabaya binerken dayısına baktı ve " yengem çok iyi kadın, bunu biliyorsun değil mi" dedi. Dayısı hafif bir gülümsemeyle kafasını salladı ve kulaklığını araba bilgisayarına bağlayıp o günkü işlerinin ayarlanmasıyla uğraşmaya başladı.

    Dayısına bakarken hala onunla evli olmaya alışamadığını düşünüyordu. Bebekliğinden beri dayısı olan insanın bir anda kağıt üzerinde de olsa kocası sıfatını alması onu hep rahatsız edecekti. Ama Üniversite Eğitim Yasasına göre evli olmayan kadınların okuması yasak olduğundan aile içinde böyle bir formalite evlilik yapılması gerekmişti. Yakın erkek akrabası olmadığı için okuyamayan lise arkadaşlarından daha şanslıydı. Ehh yengesinin de kabullenmesi kolay olmuştu. Çünkü son çıkartılan Medeni Yasaya göre her erkeğin en az iki en çok dört evlilik yapması gerekiyordu. İki evlilikte kalan erkeklere baskı yapılmadığından kendisi yengesi için ömür boyu zararı dokunmayan bir kuma olarak kalacaktı.

    Üniversitenin kapısında arabadan indi, Toplum İçi Davranış Yasasına göre genel yerlerde kadınların kafalarını dik tutmaları yasak olduğundan başını öne eğdi ve kapıdaki Devrim Muhafızına evlilik kağıdını uzattı. Muhafızın geç diye elini sallamasıyla okula girip hemen sınıfa koştu. Eğitim Yasasına göre kadınlar anfilerde arka sıralarda oturduğundan bari arkaların en önlerinden yer kapabileyim diye acele ediyordu. En arkalara kalınca o yaşlı profesörlerin sesini duymak imkansızdı. Kadınların okumasına izin verilen üç beş eğitimden biri olan Tıp fakültelerinde bir kaç dersi sadece kadınların olduğu sınıflarda almalarına izin verilip diğer dersleri karma sınıflarda alıyorlardı. Ki bunun bile hükümeti rahatsız ettiği kesindi, ama elde yeterli öğretim görevlisi olmaması yüzünden başka şansları yoktu. Yedi sene önceki son darbe girişiminde üniversitelerdeki öğretim görevlilerinin hatırı sayılır bir kısmı idam edilmişti. Siyaset Yasasının birinci maddesi olan devrimin kanunlarına karşı çıkılmayacağı maddesinin ihlali sonucu idam edilen o kadar çok insan oluyordu ki.

    Dersin ikinci saatinde iç hastalıkları anlatan profesörün sesini duyamadığı için bir şeyi anlamadı. Tam elini kaldırıp soru sormaya hazırlanıyordu ki yanında oturan en yakın arkadaşı kolunu aşağı çeliştirdi. Allahtan profesör bu girişimin farkında bile olmamıştı. Nisaların Davranış Yasasına göre toplum içinde diğer erkeklere hitap etmeleri yasak olduğundan ders sırasında soru sormak da bu yasanın ihlali anlamına gelmekteydi. Sabırla beklemeye başladı belki önde oturan erkeklerden biri de anlamamıştır ve aynı şeyi sorar umuduyla. Ne yazık ki fakültelere giren her erkek sınava tabi olmadan mezun olabildiğinden onların dersleri anlayıp öğrenmek gibi bir kaygıları yoktu. Ders bitip öğlen arası olduğunda laptopunu açtı ve Müslümanoogle arama motoruna iç hastalıklar yazıp arama kriterlerine baktı. Kaçırdığı şeyi bulması neredeyse yarım saatini almıştı ama en azından internet üzerinden de olsa öğrenebilmişti.

    Tam bilgisayarını kapamaya hazırlanırken gizli simgelerden biri yanıp sönmeye başladı. Kimsenin fark etmediği umuduyla ekranı başkasının göremeyeceği şekilde ayarlayıp gizli simgeye tıkladı. Önüne açılan pencereden ona yazan erkek bir arkadaşı olan Samet idi. Bu programın varlığının hiç bir şekilde belli olmayacağına kendisini zor ikna etmişti. Ama aynı üniversitede bilgisayar bölümünde okuyan çocuk eski nesil bu programın yeni nesil Echelon teknolojisi tarafından tespit edilemeyeceğine inanıyordu. Ve şimdiye kadar da haklı çıkmıştı. Babası hükümetin üst kademelerinden bir bürokrat olan Samet yasakları delmek konusunda uzman olduğu gibi diğerlerini de aynı şeye ikna etmek konusunda yetenekliydi. Her ne kadar evli olmadığı bir erkekle yazışmasının tesbiti halinde kırbaç cezası alacağını bilse de Sametin ve diğer arkadaşlarının ona sağladığı bu sınırlı özgürlükten vaz geçemiyordu.

    Evelki akşam oturmaya gittikleri baba evinde anneannesinin ona kısık sesle anlattığı şeyleri yazmaya başladı. Kemalizmden bahsetmişti yine anneannesi, o mavi gözlü ulus kurtarıcısının resimlerini anlatmıştı ve fikirlerini. Ve nasıl 85 yıl süresince Cumhuriyet döneminde bu ülkenin O'nun yasaları doğrultusunda yönetildiğini anlatmıştı. Şimdilerde sadece ev meclislerinde kısık sesle anlatılabilinen şeylerdi bunlar. Yasak Fikirler Yasasının ilk on maddesinde adı geçerdi sadece Mustafa Kemal'in. Samete anneannesinin bahsettiği Nutuk adlı kitabı anlattı ve bir şekilde içeriğine ulaşıp ulaşamayacaklarını sordu. Samet sakın ola müslümanoggle da aramaya kalkma diye uyarırken içinden bu çocuğun kendisini hepten saf bellediğini düşünüp güldü. Kendisi de biliyordu bir tek kelimesini bile aratsa hemen Echelon tarafından ip sinin bulunacağını. Samet o kitabın da diğer tüm Kemalizm kitapları gibi tek bir yazılı kopyasının bile kalmadığına emin olduğunu belirtip gizli internet erişimiyle yurt dışı arama motoru olan Googledan bakıp bulmaya çalışacağını yazdı. Ona teşekkür edip derse yetişmesi gerektiğini söyledi ve pc sini kapamadan önce Sametin yine hatırlattığı gibi konuşma loglarını sildi. Hep böyle dikkatli olmalıyız diyordu Samet.

    Hastaneye gitmesi gerektiği için son iki dersine girmeden okuldan çıktı. Sokakta Davranış yasasına göre saat 18 den sonra kadınların dışarıda kalmaması gerekiyordu, ve o saate kadar ancak hastaneye gidip sonra eve yetişebilirdi. Sadece kadınlara mahsus olan 61M numaralı otobüsü çok beklemedi allahtan. Kadınlar hastanesine giden bu otobüs saatte bir kere geçiyordu ama ona yetişecek şekilde okuldan çıkışını ayarlamıştı. Son çıkartılan Sağlık Yasasında kadınların erkeklerle aynı hastanede bakılması yasaklanmıştı. Şehirde beş tane erkek hastanesi varken sadece bir tanecik kadın hastanesi vardı. Hastaneye vardığında kalabalık kuyruğa üzüntüyle baktı ve bugün de muayene olamayacağım diye düşündü. Tam bir gününü okula gitmek yerine burada geçirmezse muayene olamayacağı kesindi. Ders programını inceleyip bir günü buna ayırmaya karar verdi. Eve dönüş yolu için bindiği otobüste artık sıradan hale gelen olaylardan biri daha yaşandı. Dalgın bir adamcağız otobüsün kadınlara mahsus olduğunu fark etmeyip binmeye kalkmıştı. Şoförün telsizle haber vermesi üzerine otobüs Devrim Muhafızları tarafından durduruldu ve bu dalgınlığını en az iki hafta hapiste geçirerek ödeyecek olan adam apar topar götürüldü.

    Eve girdiğinde yengesine bu akşam da baba evine gidip gidemeyeceklerini sordu. Yengesi dayına sorarız dediğinde o akşam da anneannesinden eski günleri ve Atatürk'ü dinleyebilmenin umudu içini ısıtmıştı bile.

    Bu yazı tümüyle hayali olup Öykü Atölyesi için yazılmıştır.

    7 Kişi Yorum Yapmış.

    1. su says:

      ay okurken gerildim..korku filmi gibi!!yazacak şey çok bu konuda ama yazsan ne fayda.

    2. Sishyphos says:

      şekom yazmak lazım aslında. belki de hiç durmadan her platformda yazmak lazım gerçek olanını da kurgusal olanını da; ki belki gözüken gelecek hakkında bir kaç dimağa bir şüphe düşürebiliriz

    3. Çok üzgünüm ben kaçırdım bu şansı. Hep böyle bir yaşam hayal etmiştim kendim için.

    4. Sishyphos says:

      Şakacı kadın :DD

    5. Melange says:

      umarim bu satirlardaki kurmaca bir öykü olarak kalir..dilerim atlatir ülkemiz, bu karabasani görmeyiz..

    6. Geleceği görmüşsünüz,bu gidişatta...Birileri el atmazsa,bu kurguları gerçekte yaşayacağız.Kaleminiz oldukça cesaretli,çok güzel...

    7. Sishyphos says:

      etki alanı teşekkürler. Epeydir bir şey yazmadığımı hatırlattınız bana.

    Siz de Yorum yapın