LOST TEORİSİ

    Yazan: Sis Etiket: »
    Beğeniler


    Aşağıdaki yazı bir dizi forumundaki Soranjit nickli arkadaş tarafından yazılmış olup onun izniyle yayınlanmıştır.Kafaları çok karıştıran,yayınlanmaya başladığı 5 sene öncesinden beri dizi film dünyasında bir fenomen haline gelen Lost dizisi için ayakları yere basan ve emek harcanıp,araştırma yapılıp ,bilgi katılıp oluşturulmuş bir teoriyi okuyacaksınız.

    BİLİNMEYEN TARİH VE ADA

    “Bizim bilmediğimiz bazı sırlara eskilerin vakıf olduklarını kabul etmek zorundayız”
    Albert Einstein

    KAYIP KITA MU
    Lost teorisini üretmeden önce adanın çok çok önceki tarihine bakmamızda (tahmin etmemizde) fayda var.Çünkü adada gördüğümüz eski yazı şekilleri ve meşhur heykel olaya mistik hava veriyor.Bunun üzerine birde Demon Lindelof Lostun geçmiş hikayesinin binlerce ve binlerce yıl öncesine ait bir şeylerden esinlendiğini açıklaması geçmiş tarihine bakmamızı zaruri kılıyor.
    Bizden bir olayla Ada tarihine yolculuğa başlayalım.Kurtuluş savaşı komutanlarından Tahsin bey Atatürk’e Türk dili ile Maya dili arasındaki benzerlikleri gösteren bir raporla gelir.Olay Atatürk’ün ilgisini çeker.Çünkü Orta Asya nere Meksika nere?1932 yılında Tahsin bey bu konuyu araştırması için görevlendirir ve Tahsin bey Meksika’ya gider.Burada ABD’li arkeolog Wiliam Niven’in bulup çevirisini yaptığı tabletlerin içeriğine ulaşır.Bu çalışmada M.Ö. 200000-70000 yılları arasında Büyük Okyanusta bulunan bir kıtadan bahsedilir.Bu kıtanın adı Mu’dur.Yüksek bir medeniyete ulaştıktan sonra battığı tahmin edilmektedir.Olaya ilgisi artan Tahsin bey işin peşini bırakmaz.İngiliz Albay James Churcward’ın bulduğu tabletlere ait 5 ayrı kitabın varlığını öğrenir.Bunlardan ikisi “kayıp Mu kıtası” ve “Mu’nun Çocukları” Anıtkabir kitaplığında 1301-1302 no ile kayıtlıdır.Tahsin Beye soyadı kanunu çıkınca Atatürk tarafından Mayatepek soyadı verilir.

    Bundan sonrasına Ergun Candan’ın yazdığı “gizli sırlar öğretisi”(1998) isimli güzel bir kitaptan devam edelim.
    Hint Yogasutrası Aiçvaryalardan bahseder.Aiçvarya bir insanın sahip olduğu halde kullanmasını bilmediği yeteneklerini öğrenme bilimidir.Yogasutra bunların Mu bilim rahiplerinden alındığını yazar. Bu Aiçvaryalar 7 bölümdür.
    1-Ammaüşünce gücüyle maddeleri ufaltıp büyütmek.(telekinezi)
    2-Lghima:Cisimleri hafifletmek ve havada tutabilmek.(levitasyon)
    3-Prapte:Zaman sınırlarını aşarak çeşitli yerlere ulaşmak ve düşünce nakli(astral seyahat ve düşünce nakli)
    4-Parakomya:İrade yolu ile gaz,sıvı,katı cisimlerin arasından geçebilmek.
    5-İcitritva:Maddenin özelliklerini değiştirme.(simya)
    6-Sohtart:Kendi bedenine ikinci bir ruh sokabilmek.
    7-atartvaç:Görünmez olabilmek(demateryalizasyon)

    Bu yeteneklere adadan örnekler verebiliriz.
    Walt’ın değişik yerlerde görünmesi ve bu olayı diğerlerinden zenci bir kadının Michael’a sorması.
    John Locke’ın Walt’ın elini tutmasıyla Waltın o kapağı açma demesi.
    Jacop’un istediği zaman ada dışına çıkıp kahramanlarımızla ilişkiye geçmesi.(Bir araç kullanmadığını tahmin ederek yazdım.)
    John Locke’ın ambar patladıktan sonra çadır içinde (kendisi keşif çadırı diyor) meditasyonla kimi kurtaracağını bulması.
    Bu gibi örnekler daha da çoğaltılabilir.(Gece yarısı bu kadar hatırladım)

    Eski devirlerde yapılan inisiye çalışmaları çeşitli mabetlerde yada gizli yer altı merkezlerinde gerçekleştiriliyordu.Bu tür merkezlerin nerede kurulacağının ayrı bir önemi vardı.Dikkat edilecek en önemli nokta bu yerin Spirütüel coğrafyadaki konumuydu.Spirütüel coğrafya insan anlayışını yükseltici kozmik tesirleri taşımak bakımından diğer yerlere nazaran daha bereketli yerlerdir.Böyle yerlere örnekler verecek olursak Mısır,Kudüs,Yakutan bölgesi,Tibet,Mekke,Delf mabedi gösterilebilir.Delf mabedi için söylenen şu:Mabedin bulunduğu yerden dünyanın hemen hemen her yerine büyük manyetik enerjiler dağılırmış.

    Bu yazılanlara da filmimizden örnek vermek gerekirse Bernard eşi Rose'u iyileştirmek için Avusturalya’da bir yere götürmüştü.Bu adam çok kişiyi iyileştirmiş fakat Rose’ya burası senin için uygun olan yer değil demişti.Rose adaya düşünce kanserinden eser kalmamıştı.Aynı şekilde Locke,Jin ve Faraday’ın iyileştiği gibi.Delf mabedinden yayılan manyetik enerjiyi Lost’ta da bulabiliyoruz.

    Birde Mayaların Kutsal Kitabı Popol Vuhta’ya bakalım.Hz. İsanın doğum hikayesinin aynısı burada da var.Babasız,annelerinin kızlığı bozulmadan dünyaya gelen ikizler var.Bu ikizlerin bir de üvey kardeşleri var.Üvey kardeşler bizim ikizleri çekemez ve öldürmeyi düşünürler.İkizleri yenmek için çareyi top oyununda bulurlar.Bu top oyunu ritüel de devlerin dansı olarak gösterilir.Siyah devle beyaz devin mücadelesidir.Burada anlatılmak istenen iyiliğin kötülüğe,Uygarlığın yozlaşmaya,bilginin cahilliğe ve aydınlanmanın karanlığa karşı olan mücadelesidir.

    Yine filmimizden örnek verelim.karşımıza siyah ve beyaz çıktı.
    Bunu hepimizin hatırlayacağı gibi Locke Walt’a tavlayı anlatırken siyah ve beyaz taşları göstermişti.
    Jack’in mağaralarda bulduğu cesetlerin cebinden kese içinde bu taşlar çıkmıştı.(bu arada bir tahminim var:oradaki iki ceset Bernard ve Rose olmasın?Siyah beyaz. Ve hiçbir şekilde olaylara karışmayıp kaderlerini yaşayan iki insan)
    Siyah beyaz taşları Claire i'n rüyasında Locke’nin gözlerinde görmüştük.Acaba Locke' ın siyahla beyaz arasında kaldığını mı gösteriyor?
    Birde 5*17 bölümünde Jakop ve diğer kişinin siyah ve beyaz giyindiğini gördük.
    Jacop ile diğerinin mücadelesini 5*17 bölümünde şu konuşmayla anlıyoruz.
    “adaya ulaşmak üzere olan Black Rock‘tan söz etmeye başladılar. Hasmı, BlackRock‘un adaya geliş sebebinin Jacob olduğunu düşünüyordu: ‘Hala benim yanıldığımı ispatlamaya çalışıyorsun değil mi? ‘Jacob onun yanıldığını söyledi. O ise, inançsızca, hiçbir şeyin değişmeyeceğini savundu: ‘Gelirler…Savaşırlar…Yıkarlar…Mahvederler… Her zaman aynıdır… ‘Jacob onun aksine iyimserdi: ‘Fakat bir kere son bulduğunda, ondan önceki her şey gelişimdir.”
    Burada geçen konuşma yukarıda anlatan iyi kötü mücadelesinin neredeyse aynısı.Birde Ben’in kulübeye girerken gaz lambası kullanması ve Locke a teknolojiye açık değil gibi bir laf söylemesi ve Locke un feneri yakınca adamın ortalığı dağıtması iyi bir örnek.Jakop ve diğeri daha öncede bu konuyu tartışmışlar anlaşılan.Bu mücadelenin sebebine ileride tekrar döneceğiz.

    MU’NUN SONU

    Çok yüksek bir medeniyete ulaşan MU kıtasının insanları arasında zamanla anlaşmazlıklar çıkmaya başladı.Bir grup tarafından ellerindeki bilgiler dejenere edilip negatif alanlarda kullanılmaya başlandı.Bu grup karamaji uygulamalarına yöneldiler.parapsişik yeteneklerini kullanmaları o kadar yoğunlaşmıştı ki fiziki ve atmosferik dengeleri bozdular.İyi ve Kötü grup arasında majik yöntemlerin de kullanıldığı büyük savaş çıktı.Kazanan karanlığın oğulları oldu.İyice bozulan fiziki ve atmosferik dengeler sonucu birbiri arkasına tufanlar yaşandı.Kıta tamamen sular altında kalmadan kaçabilenler diğer kıtalara kaçtılar.
    Jakop ve diğeri arasındaki anlaşmazlık bence adaya insanların gelmesi.Diğeri insanların gelmesini istemiyor.Yukarıda da anlatıldığı gibi İnisiye çalışmaları yapılabilecek Spiritüel coğrafya alanlarından birisi belki de en iyisi.
    İnsanların burada bu değerli bilgileri öğrenip (aynı Mu'nun sonunun olduğu gibi) kötüye kullanmaları.Bu yüzden adayı korumaktan sorumlu.Jakop ise bu bilgileri paylaşıp orada bir uygarlık kurmak istiyor.Filmde iyi kötü ayrımı yapılıyor ve iyiler liste yapılıp diğerleri tarafından kaçırılıyor.Kalan insanlar ise sınava tabi tutuluyorlar.Ekonun yargılanması gibi.Ana Lucia'nın öldürdüğü adam gibi göğsünden vurularak ölmesi gibi.Örnekler artırılabilir.
    Jakop Diğerine sadece "bir kere savaşırlar,öncesi hazırlık sürecidir " demişti.Birde Jakop ölürken geliyorlar demişti.İlana grubu için.Widmore Desmond’a Eloisi’nin adresini verirken “büyük bir savaş çıkacak olaylara karışma” demişti.Bunun ne olabileceğini de tahmin kısmında tahmin etmeye çalışacağız.(Ya tutarsa)

    AGARTA –ŞAMBALA
    Kıta batmadan kaçabilen iki grubun insanı değişik yerlerde yer altı merkezleri kurdular.İyilerinkine agarta,kötülerinkine shambala dendi.(Hurley in dinlediği bir müzikte shambala ilgili bir müzikti hatırlarsanız).Agartada bir kısım insan ve peygamberler eğitildi.Ezoterik bilgilerin unutulmaması için az sayıda inisiyatik merkez kurdular.
    Shambala grubunun ise tek amacı insanları ezoterik bilgilerden uzak tutmaktı.İnsanları bilgiden uzak tutmaktı.İnsanları kendi kötülük olan amaçlarını gizleyerek eğittiler.Çeşitli tarikat,kurum,loca,grup vs kurdurdular.

    Bu yer altı merkezlerinden Himalayalardan Anadoluya kadar uzananlarından bahsediliyor.Kendi kültürümüzden bir örnek verirsek:Eski orta Asya Türk Mitolojisinde Kağan savaşa çıkmadan önce mağarada yaşayan Kam’ın yanına uğrar.Kam bir hayvanın kürek kemiğini ateşte yakarak Kağanın geleceğini okur.Kağan o mağarada değişik bir yazıyla yazılmış taşlar bulur. Filmimizde de birçok sembolle süslenmiş yer altı merkezleri tüneller var.(orkide istasyonundaki çarkın olduğu yer,tapınak,atom bombasının saklandığı yer gibi)

    SHAMBALA VE HİTLER
    2.Dünya savaşı bittiğinde Nazi karargahında bulunan 12 Tibetli rahip herkesin dikkatini çekti.Olay araştırılınca bazı ilginç şeyler oraya çıktı.Nazi partisinin kurucularından Eckardt “Thule nin tüm sırları eski kayıp bir uygarlığa dayanır.İnsan ile dış zekalar arasında bulunan bazı aracı varlıklar,bu sırlara erenlere büyük bir güç sağlamaktadır.Bu güç kaynağı Almanya’yı dünyaya egemen kılacaktır.Yine bu güç kaynağı geleceğin üstün insanının ortaya çıkmasını ve insan türünün değişmesini sağlayacaktır.” (bak sen eckardta wolfeinstayn oyunundakileri yapmaya mı çalışmışlar?)Kaynakta yine Nazi partisinden Karl Haushofer ve Adolf Hitler’in ileri düzeyde geleceği tahmin özelliklerinden bahsediliyor.Hitler in yine ses majisi çalışmalarıyla büyük kitleleri etkilemesi örnek gösteriliyor. Nazi partisinden Karl Haushofer’in çok sayıda Hindistan ve Tibet’e gittiği ve Tibet’te gizli toplantılara katıldığı söyleniyor.Birde küçük bir hatırlatma nazi sembolü gamalı haç ezoterik simgelerden.

    Filmimizde gördüğümüz eski yazılar,resimler anlattığımız sembollere ne kadar benziyor?Sonra gördüğümüz heykel TAWARET ,dünyada bir çok bu şekilde yaşayan veya yok olmuş heykel var.Bir de Widmore’un gemisinin tamir edildikten sonra denizin altındaki kayalıklar yüzünden adaya yaklaşamamasından şu sonucu çıkarabiliriz.Mu tufan ve yer hareketleri sonucu sular altında kaldığında bizim adanın mu nun en yüksek tepesi olması sebebiyle su üstünde kalıp ada halini almasıdır.Bir heykelin okyanus kenarına yapılması sonucu bunun suyun etkisiyle aşınacağını bilmiyor larmıydı?

    JAKOP VE DİĞERİ

    Adamızdaki Jakop ve Diğer kişiden bahsetmeden değiştirilmiş İncil’den mitolojik bir hikaye dinleyelim.
    Bu daha doğmadan kavga eden iki kardeşin hikayesi. Bu dert ve mutsuzluğa neden olmuştur. Fakat sonra, kavga her zaman sürmüştür.Isaac Rebecca ile evlendiğinde 40 yaşındaydı. Yıllar geldi geçti fakat onların hiç çocuğu olmadı. Ve Isaac Tanrı’ya yalvardı “Tanrım karım Rebecca’ya bir iyilik yap ve bizi bir çocuk ile kutsa.”Tanrı Isaac’in duasını duydu (ki o her duayı duyar) ve onu yanıtladı. Isaac 6o yaşına geldiğinde Rebecca hamileydi, üstelik bir de değil ikiz çocukları olacaktı.Fakat çocuklar doğmadan önce Rebecca onların içinde kavga ettiklerini duyabiliyordu.“Neler oluyor?” dedi Rebecca.Ve Tanrı cevap verdi.“Senin karnındaki bu çocuklar iki ulusun babaları olacak. Tıpkı şuan kavga ettikleri gibi, bu iki ulus ta kendi aralarında çekişmeler yaşayacaklar. Biri diğerinden daha güçlü olacak ve büyük olan küçük olana hizmet edecek.” .Ve çocukların doğum zamanı geldi çattı.İlk çocuk erkekti. Onun her yanı kırmızıydı (red) ve her tarafı saçla(kılla) kaplıydı ve Isaac ve Rebecca ona ilk seslendikleri kırmızıyı çağrıştıran, Esau adını verdi. İkinci doğan da erkekti, doğumu hemen Esau’yu takip (heel) ettiğinden ona da bunu çağrıştıran Jacob adı verildi.Çocuklar büyüdü.Esau ormanda dolaşmayı seven güçlü, yetenekli bir avcı oldu. Jacob ise daha çok evde oturmayı tercih eden sakin biriydi.
    Isaac, Esau’yu eve avdan getirdiği vahşi yiyeceklerden dolayı daha çok seviyordu. Fakat Rebecca Jacob’ı daha çok seviyordu çünkü o yemek yapmayı öğrenmişti ve evin etrafındaki işlerle uğraşmayı seviyordu.Bir gün Esau tekrar ava gitmişti, ama bir kaç gün geçmesine rağmen Esau istediği gibi bir av olmamıştı. Bu yüzden dolayı eve açlıktan ölecek kadar acıkmış bir durumda dönmüştü. Esau eve döndüğünde, Jacob da daha yeni bir kap sıcak, buğulanmış, güveç yemeği yapmıştı. ağız sulandıran kokusu her yeri kaplamıştı.“Şu kırmızı yemeğin birazını bana ver, açlıktan ölüyorum.” dedi Esau.Jacob tam bir entrikacıydı, ve “Tabi ki veririm bu güveçten, ama sen bana Doğum Hakkını (BirthRight) verirsen” dedi.Doğum hakkı çok önemli bir şeydi. Esau’nun daha önce doğmuş olmasından dolayı Doğum hakkı ona gitmişti. Isaac öldüğünde, doğum hakkından dolayı evin sahibi ve Isaac’ın mirasından Jacob’ın aldığının iki katını alma hakkı Esau’nun olacaktı.Fakat burda Esau büyük bir hata yapmıştı.O açtı.Yarını düşünecek hali yoktu. Doğum hakkı denen şey o kadar da uzun süreli planlanacak bir şey değildi .
    Fakat Jacob daha akıllıydı. Bir gün yarının geleceğini biliyordu. Eğer doğum hakkı onun olursa, evin sahibi de o olacaktı.“Doğum Hakkını bana ver, ben de sana yemekten vereyim.” dedi Jacob tekrar, bir kaşık dolusu enfes yemeği ağzına götürürken.“Tamam , tamam ” dedi Esau. “Doğum hakkım senin olsun, açlıktan ölmek üzereyken bana ne faydası var ki.” Açlıktan ölmek üzere falan değildi de. Sadece açtı.“Söz veriyormusun ?” diyi sordu Jacob.“Veriyorum.” dedi birden Esau.“Pekala öyleyse” dedi Jacob ve Esau’ya istediğini verdi.Sonuç olarak Esau bir tas yemek ve bir kaç dilim ekmek için doğum hakkından vazgeçmişti.Pek de zekice değildi bu. Hikaye işte bu şekildedir.
    Bu hikayede anlatılan Jacop ve Diğerinin mücadelesine çok benziyor.Biri ormanda yaşıyor ve avcı kötülere karşı acımasız bir kişi yada varlık, Jacop ise halı dokuyan deniz kenarında yaşayan birisi. Hatırlarsanız Richard ,John Locke'u çocukken ziyarete gitmişti ve Locke'a bir şeyler çıkartıp hangisi senin demişti.Locke bir şişe içindeki tozu (kabinin etrafını çeviren toz olabilir mi?) ve bıçağı seçmişti.Bunun üzerine Richard sinirlenip çıkmıştı.Çünkü Richard’a göre liderin avla,öldürmekle,kadere inanmış bağnazlıkla ilgisi olmamalıydı.Hatta hatırlarsanız Locke'un yaşadığı bir yeri polis takibe almış ve içlerine ajan sokmuştu.O ajan Locke'a “sen çiftçisin avcı olamazsın” dediğinde Locke çok sinirlenmişti.Jakop insanların seçme şansının olduğuna,yani değiştirilebileceğine inanıyor.Esau ise her seferinde aynı şeyin olduğunu asla değiştirilemeyeceğine inanıyor.Filmimizde üzerinde basarak durulan bazı kelimeler var:kader,değiştirmek,olmuşsa olmuştur gibi.

    Daha önce anlatılan Mu kıtasının batışına sebep İnsanların güçlerini kendi çıkarları için negatif yönde kullanmalarıydı.Aynı Agarta da olduğu gibi Jakop bu bilgileri bazı seçtiği insanlara öğretmenin peşinde.Diğer kişi ise bu bilgileri öğrenenlerin bunu kötüye kullanıp dünyayı mahvedeceğini düşünüyor.Dharma girişim oryantasyon filmlerinden izlediğimiz kadarıyla bunlarda imkansız değil gibi duruyor.Zamanı kullanma, İnsan düşüncelerini okuyabilme-değiştirebilme, Meteoroloji olaylarını değiştirebilme, Genleri değiştirerek hayvanları başka ortamlara adapte edebilme gibi Hint Yogasutrasının bahsettiği Aiçvarya biliminin kötü niyetli ellere geçtiğini bir düşünün.Belki Widmore un amacı da bu idi.Eğer anlatılanlar doğruysa Hitlerin eline geçtiğini düşünün.
    Fakat burada değinmeden edemiyeceğim.Bizim kutsal kitabımız Kuran-ı Kerim de Hz.İbrahim in İshak adında bir oğlu vardır.Bu İshak peygamber Yahudilerin atası olarak bilinir.İshak Peygamberin Yakup adında peygamber olan bir oğlu da vardır.Buraya kadar olan bilgiler doğru.Fakat Yakup peygamberde Yahudilere gelmiş ve Kenan bölgesinde yaşamıştır.Bence burada senaristler olaya dini bir hava,Yahudilerin gizli kabala inancı gibi (aaron,jacop)mistik şeyler katmaya
    çalışmışlar fakat olayın aslı Mu medeniyetidir.

    TAWARET
    Eski Mısır medeniyetinin en eski şeytan tanrısıdır.Hamile kadınların tanrıçasıdır. Tawaret hipopotam,aslan ve timsah olarak tasvir edilir.Bu hayvanların hepside yavrularını korumak için diğer yaratıkları gözünü kırpmadan öldürebilen hayvanlardır.heykelin elindeki halka dişiliğin sembolüdür ve uzun saçlı olması bunun dişi olduğunu gösteriyor.Sanırım adadaki doğurganlık problemini bu heykelle ilişkilendirmişler.Heykelin 1954 de bozulmadan durduğunu biliyoruz.Ada da zaman atlamaları kesildiğinde 1974 yılında yani artık heykeli hiç göstermiyorlar.John Locke Jacop’u görmeye gittiğinde Sun’un Benjamin’e sorduğu soru var heykelin geri kalanıyla ilgili.Ben heykeli bilmediğini söylediğinde Sun ciddi misin diyor.Ben ise muhtemelen hayır diyor.Yani Benjamin heykelin geri kalanına ne olduğunu biliyor.Heykelin başına gelen olay 1977 deki kuğu istasyonunda Juliet in yaptığı olayla ilgili.

    NEMESİS

    Yunan mitolojisinde Nemesis adaleti sağlamak için intikam almayı savunan merhametsiz bir tanrıçadır.Aşırı gurur ve enaniyete düşenleri cezalandıran bir tanrıçadır.İnanışa göre o; kinci,yapılan hata ve kötülüklerin karşılığını veren,kaderin vücut bulmuş bir hali,merhametsiz bir tanrıçadır.
    Bizimkiler ilk adaya geldiğinde Jack babasını görüyor ve onu takip ederek mağaralara dolayısıyla tabuta ulaşıyor fakat tabutta jack in babası yok.Bu şekilde daha sonra Claire,mıchael,ve sonunda Locke bu şekilde görünüyor.Bu bedenden çıkıp Locke ın bedenini tercih etmesinde en büyük sebeplerden birisi insanları kendinin ölmediğine inandırmak ve amacına ulaşmak.Amacı da Jacop’a söylediği gibi bir yolunu bulup onu öldürmek.Richard ve Ben’i kandırabilmesi buna bağlı.Eğer Cristian olarak kalsaydı kimse ona inanmazdı.
    Ayrıca siyah dumanın da Nemesis olduğunu düşünüyorum.Aktif olarak siyah dumanın öldürdüğü iki kişi var.Oceanic pilotu ve Mr.Eko.Pilotun ölüm sebebini bilmiyorum fakat Eko’yu kardeşi kılığına girerek günah çıkarma konusunda uyarmış Eko bunu kabul etmeyince aynı mitolojide olduğu gibi cezalandırmıştır. Eko ölürken John Locke a sıra sende demişti fakat bu sıra liderlik sırası mı yoksa siyah dumanın vücut bulma sırası mı bilemiyorum.
    Siyah duman ile Locke ın ilk göz göze geldiği sahneyi hatırlayalım.Locke adanın kalbini gördüm demiş fakat siyah duman da onun kalbini görmüş “tam istediğim adamı buldum” diye düşünmüştür sanırım.Kaderci,onu tekrar ayağa kaldıran bir ada için her şeyi sorgulamadan yapabilecek bir adam.Bir sonraki seferde onu tutup süreklemiş yerin altına sokmak istemişti.Bu olayın üzerine Fransız kadın Daniel in kocasını öldürme sebebini hatırlatırım.Sanırım onun vücudunda yaşamaya başlamıştı.Siyah duman bu ilk Locke denemesinden sonra Sawyer’in tabiriyle büyük dolap kurmuş,Locke adadaki zaman atlamaları sırasında kendi kendine Richard aracılığı ile ölmesi gerektiğini söyletmişti.Ölüm olayı gerçekleşince Locke ın vücuduna geçerek amacına ulaştı.(mı acaba?)
    Benjamin ve Locke Dumanı ziyarete gittiklerine Benjamin aşağıya düşüyor ve Locke onu kurtarma bahanesiyle gittiğinde siyah duman geliyor.Fakat daha önce ben yargılanmak için dumanı çağırdığında duman gelmemişti çünkü Locke oradaydı.Benim Nemesis in Siyah duman şekine girdiğine kanıtlarım bu iki olay.Ayrıca Yazarlarda siyah dumanın insan şekline girebildiğini doğruladı.o zaman nemesis te siyah duman şekline giremez mi?Böylece Benjamin’i kızı aracılığıyla bahane ederek kendisinin her dediğini yapacak bir duruma getiriyor.
    Burada Locke konusunda tam anlayamadığım bir nokta var.Locke öyle bir nimet ki Jacop ile Nemesis arasında paylaşılamıyor.Adadaki zaman atlamaları sırasında Richard la konuşarak senin liderin olacağım diyor ve onu yönlendiriyor.Richard tarafından “acaba lider olabilir mi?” düşüncesiyle sürekli ziyaret ediliyor.Babası binadan attığında ölmesine rağmen Jacop tarafından kurtarılıyor.Sonra da bilmeden de olsa Nemesis’e hizmet etmeye başlıyor.Claire nin rüyasında gördüğü siyah beyaz gözlerden Locke siyahı tercih ediyor.Burada bir parentez daha açmamız lazım.Widmore un(Widmore 1954 deki tanışmayı hatırlıyor) adamı Abbeldon tarafından da dolaylı yönlendirme ile adaya gönderiliyor.kafanız karıştı dimi kimin eli kimin cebinde,kim kimi yönlendiriyor belli değil.Ve widmore “sana Richard niye öleceğini söyledi bilmiyorum ama ben seni korurum” diyor.
    Nemesis’in Jacop la tartıştıkları konu üzerine bildiğimiz gibi nemesis’in ana görevi adayı korumak ve amacı mitolojide de anlattığı gibi jacop a kaptırdığı doğum hakkını geri kazanarak tek güç olmak.

    DHARMA GİRİŞİM

    (SEZGİSEL YÖNTEMLER VE MADDESEL UYGULAMALAR ÜZERİNE ARAŞTIRMA BÖLÜMÜ)

    (Dharma nın açılımı yabancı gelmemiştir Bkz: aiçvarya)
    1970 de Gerald ve Karen DeGroot tarafından 1970 de Michigan Üni. kurulmuştur.
    Alvar Hanso tarafından sponsor olunmuştur.
    Amacı meteoroloji,psikoloji,parapsikoloji,zooloji,elektromagnetizma ve sosyal düzen üzerine araştırma yapmaktır.
    Asıl amaçları çevresel faktörleri manipüle ederek valenzetti denklemini bozmak ve insanlığın gidişatını değiştirmekti.Şimdi bunu Alvar Hanso dan dinleyelim.
    “Ben, Alvar Hanso. Eğer bu filmi izliyorsanız, DHARMA GİRİŞİMİ’nin beyni ve kurucuları Gerald ve Kareen Degroot’u daha önceden tanıyorsunuz ve onlarla birlikte çalışmışsınız demektir. Ayrıca şimdiye dek ortak amacımız için pek çok araştırma yapıldığını da biliyorsunuz. Bilmediğiniz şeylerse, neden DHARMA’yı kurduğumuz, dünyanın en büyük beyinlerini bir araya getirdiğimiz ve onlara sınırsız kaynak ve erişim tahsis ettiğimizdir.

    Daha önce hepinize söylendiği gibi, birazdan öğreneceğiniz sırları gizli tutmak için sizden şerefiniz ve sözünüz alınmıştır. Bir kaç hafta içinde, görevinizle ilgili bilgiler ve hayatta kalma eğitiminizden sonra, gemiyle çok gizli bir tesise götürüleceksiniz. Bu tesisin tam yeri, sadece ben, Degrootlar ve organizasyonumdaki yüksek rütbeli bir kaç üye tarafından bilinmektedir. Tüm bu güvenlik ve gizlilik neden mi? Sorunun cevabı çok basit. bu araştırmada dünyayı kurtarmaktan başka bir şey amaçlanmamıştır. Bundan sadece 13 yıl önce, 1962'de, dünya bir nükleer savaşın eşiğine gelmişti. Birleşik Devletler ve Sovyetler Birliği,birbirlerini karşılıklı yok etme sözünü neredeyse yerine getiriyorlardı.
    Küba, füze krizinden sonra her iki ülke de bir çözüm bulmaya karar verdi. Sonuç Valenzetti Denklemi’ydi. ABD Güvenlik Konseyi’nin içerisinde en yüksek gizlilikle geliştirilen bu denklem, İtalyan matematikçi Enco Valenzetti’ye aitti. Bu denklem, insanlığın kendi kendini yok etmesine kadar geçecek yıl ve ayların kesin sayısını tahmin etmektedir. Nükleer, kimyasal veya biyolojik bir savaş, klasik savaş, kargaşa, aşırı nüfus artışı gibi parametreler hesaplanarak çıkan sonuçlar korkutucu ve dikkate alınmaları gerekiyor.
    Valenzetti, denkleminde yer alan temel çevresel ve insani faktörlere numerik değerler verdi: “4, 8, 15, 16, 23 ve 42. ” Çevreyi çıkarlarımız için kullanarak ve sorunlarımıza bilimsel çözümler bularak, bu temel faktörleri değiştirebilir ve de insanlığa bir kurtuluş şansı verebiliriz. Bu denklem panik sonucu kendisini bulanlarca yok edilmesine rağmen, kendimizi tehlikeye atma pahasına, uyarıları görmezden gelebileceğimize inancım hep vardı. Ve böylece DHARMA GİRİŞİMİ de kurulmuş oldu. DHARMA, Department of Heuristics and Research on Material Applications ( Materyal Uygulamaları Üzerine Deneyler ve Araştırma Departmanı) kelimelerinin kısaltmasıdır. Aynı zamanda tek gerçek yol anlamına da gelir. Araştırmanız boyunca insanlığa yardım edeceksiniz. Bu adada araştırmanızı yapabilmeniz için gerekli tesisler, yer altı labaratuvarları ve çeşitli istasyonlar inşa ettik. İlaç ve yiyecekler de dahil tüm ihtiyaçlarınız sürekli olarak temin edilecek. Adada ayrıca sadece bizim bildiğimiz bir frekans ve şifrelemeyle yayın yapabilen bir radyo vericisi de bulunmaktadır. Verici, sadece Valenzetti Denklemi’nin temel numerik değerlerini iletecektir.
    Araştırmanız boyunca, bu faktörlerden herhangi birinin değerini değiştirme şansı elinize geçtiğinde, bilim aracılığıyla (bu kelime anlaşılmıyor) yarattığınızda, tek doğru yolun ne olduğunu öğreneceğiz. İşte bu yapmak için kendinize söz verdiğiniz görevdir. valenzetti Denklemi’nin temel değerlerini değiştirebilirseniz, kaderinizin gidişatını da değiştireceksiniz. İnsanlığın kaderi sizin elinizde. teşekkürler ve namaste ..
    —–
    VİDEO, İKİNCİ BÖLÜM:
    Hepimiz neler olduğunu biliyoruz: DHARMA GİRİŞİMİ, fonun bütün çabasına rağmen başarısız oldu ve bu altı numaranın gazabından kurtulamadık. Çevreyi bir çok şekilde manipule ederek bu rakamları değiştirmeye çalıştık. Elimizden geleni yaptık ama bu anlaşılmaz denklem bizi hep rakamların gerisinde tutuyor. Artık radikal kararlar almak zorundayız. Sizlere, elinizden gelenin en iyisini yapacağınıza inandığımı söylemek istiyorum.
    …… köylüleri, aşılarımızı üzerlerinde denememize izin verdiler. Malaklar tarafından taşınan bir virüsten etkilendiklerini düşünüyor ve onları iyileştirebileceğimize inanıyorlar. Bu yüzden oraya gittiğinizde, asıl hikayeyi gizlemek zorundasınız. ne yapacağınızı ezbere biliyorsunuz, tereddütte kalmayın. Ölümler başladığında, herkesi şefkat ve ilgiyle teselli etmelisiniz. Daha sonra cesetler, genetik çalışma için acilen istasyona getirilmelidir.
    Optimal ölüm oranı yüzde 30'dur. Bu rakam vik enstitüsü’ndeki uzmanlarımız tarafından da doğrulandı. Eğer daha az veya çok insan ölürse, başarız olacağız. Tam olarak ihtiyacımız olandan daha fazla hayat almamamız gerekiyor.

    MAGNUS HANSO:
    Alvar Hanso’nun dedesidir.Köle gemisi(Black Rock) ile maden taşımacılığı yaptığı sırada 1881 yılında mürettabatıyla beraber kayboluyor.Bu geminin ikinci kaptanının notlarını Widmore bir açık artırma sırasında almıştı.

    BU BİLGİLER IŞIĞINDA 6.SEZON TAHMİN(MUHTEMELEN ÇIKMAYACAK?)

    En son Juliet’in bombaya vurduğu sırada bir beyaz ışık kaplayarak final bitmişti.
    Acaba Juliet bombayı patlattığı için mi?Gerçekten kaderlerini değiştirebilecekler mi?
    Şimdi beyaz kuvvetli ışığı 2 uçağın düşüşünde,Desmond’un ambarı patlatmasında, Benjamin ve Locke adayı taşırken gördük.Bunlardan hangisi olabildiğini düşündüğümüzde Ambar patlamasındaki ışık mantıklı olanı.Çünkü Kuğu oryantasyon filminde Dr.Chang bir kazadan bahsetmiş ve bu sayıların girilmesi gerektiğini söylemişti.Diğer filmlerde çift elle “namaste” diyen Chang bu filmde tek elle diyordu.Bu eliyle ilgili olan kazayı daha juliet patlatmadan göstermişlerdi ve oğlu Miles kurtarmıştı.Juliet Desmond’un yaptığı gibi manyetik enerji barajının kapaklarını patlattı.Şimdi karşımıza iki seçenek çıkıyor.
    1)Bu ambarı daha yapılmadan patlattılar ve uçakları Lax’a kazasız belasız indi.
    2)Yada Miles’ın söylediği gibi kazaya sebep olan bizimkilerdi ve bu yüzden Desmond sayıları bilgisayara giremeyince bizimkilerin uçağı düştü.
    Kafa yoralım biraz.
    Eğer birinci şık olsaydı kahramanlarımız Lax’a inecekler peki cevapsız bir sürü soru var.bunu nasıl açıklayacaklar?
    İkinci şık olmalı bence.Fakat bundan sonrası önemli.Kahramanlarımız bir döngünün içindeler fakat bunu kırmaları yani geleceği değiştirmeleri gerekiyor.Sihirli kelimelerimiz kader,değiştirmek,olmuşsa olmuştur.Şimdi önce döngü olayını anlatalım.
    1)Eloisi Desmond’la ilk tanıştıklarında evlenmemesini,botla yarışa katılmasını, orada bir kaza olup adaya düşeceğini ve adada sayılara girerek dünyaya kurtaracağını söylüyor.Desmond adaya gitmesi konusunda yönlendiriliyor.Ayrıca Eloisi’nin yaka iğnesinde kuyruğunu ısıran bir yılan var.Döngüyü temsil ediyor.Ayrıca Desmond’u Kilise’de barındıran adamda Eloisi ile tanışıyor ve görevi adaya yönlendirmek.
    2)John Locke apartmanın 8.katından düştükten sonra hastanede hademe kılığında Abbeldon tarafından adaya gitmesi konusunda yönlendiriliyor.Abbeldon Widmore’un adamı ve Locke bilmemesine rağmen Widmore adada daha genç bir adamken tanışmışlardı.
    3)Dr. Juliet Burke Richard’a kocam bir otobüsün altında kalırsa ancak sizinle çalışabilirim diyor ve kocası otobüsün altında kalıyor.
    4)Jack uçakta iken 2 şişe içki alıyor birini içip diğerini cebine atıyor.Çünkü uçak düştüğünde oluşan yarasını temizlemesi için gerekli.
    5)Locke su bulma bahanesiyle çıkıyor ve eliyle koymuş gibi Jack’i uçurumdan düşmek üzere iken buluyor.
    6)Locke ve Boone Claire’yi aramaya çıktıklarında Locke’un asıl derdi Claire değil ambarı bulmak.Bunu da boone’a açıkça söylüyor.
    7)Kate Jack’e şerifi niye diğerleriyle beraber yakmadığını sorunca onu gömmem gerekiyordu diye bir cevap alıyor.Çünkü şerifin anahtarı ve çantadaki silahlar lazım.
    8)Locke ormanda karışım hazırlarken Boone bu ne için diye sorduğunda sonrası için gerekli cevabını alıyor.Sanki Boone’un ambarı diğerlerine anlatılması konusunda itiraz edeceğini biliyor.
    9)Sayid Hanry Gale’in cesedini bulduğunda cesedin ceplerini karıştırma ihtiyacı hissediyor.(hangi psikopat ceset karıştırırki Locke hariç? )Yoksa Benjamin’e Hanry Gale olduğu konusunda inanmaya devam edeceklerdi.
    10)Desmond eğer Charlie’yi 3 defa kurtarmasaydı Ayna istasyonunda şarkı sözlerinden oluşan şifreyi kim çözebilecekti acaba?
    11)Rose’un kocasını ölmediğini bilmesi.
    Bunun gibi daha bir sürü örnek var ve belki atladığım önemli olaylarda vardır.Çünkü bu döngü olayı o kadar izleyicinin gözüne batırılıyor ki çoğunu hatırlamak mümkün değil.Eğer eksiğim varsa yardımcı olursanız sevinirim.
    Kahramanlarımızı Daniel Faraday’ın faresi gibi düşünün.Bir labirent var ve her seferinde yanlış veya eksik bir şey yapıp çıkışı bulamıyorlar.Deneye deneye son nokta ambarı patlatma olayına geliyorlar.Tekrar yazmadan hatırlatayım;yukarıda ki döngü olaylarından biri gerçekleşmemiş olsa sizce kahramanlarımız bu noktaya kadar gelebilirlermiydi?Tabii ki hayır.Fakat labirentteki son ayrıma geldiklerinde hatalı yolu tercih ettiler ve öğrenmeleri için tekrar labirentin başına döndürülecekler.
    Bu nasıl olacak?Ve döngü hangi zamanlar arasında oluyor?(tabii zaman bu adada bir değişik çalışıyor şu zaman dersek yanılabiliriz?)Bir de Jacop’un yaptığı planı unutmamak gerekiyor.

    Teşekkürler Soranjit.

    5 Kişi Yorum Yapmış.

    1. Sishypos Bana yeniden diziyi hatırlattın. Kasetleri bulup başından alarak tekrar seyredeceğim. Eminim ilk seferki gibi zevkle izlerim. Ayrıntılı yazıyı dikkatle okudum. Yarın salim kafa bir daha okuycam.Bu hayli enteresan paylaşım için emeği geçen herkese teşekkürler.
      İyi geceler...

    2. süper enteresan..yemin ediyorum sabahın 8 i ve oğlan gitti okula ben de şöyle bir bakınim dedim ama yazıya takılıp kaldım..yarıya kadar okuyabildim.arkası akşamüstüne kaldı..gözlerimin yanıyor:))) ama şu ana kadar mükemmel..enteresan...

    3. Sishyphos says:

      Evet ya,çok ilginç değil mi?Seyrederken fark etmediğimiz ama böyle bir araya getirilip alt açıklamaları yapılınca bağlantılar kurulunca ne kadar ilginç şeyler çıkıyor ortaya.Tekrar teşekkürler soranjit.

    4. şifa-su says:

      çok ama çok enterasan..araştırmayı yapanı tebrik ediyorum valla....

    5. Adsız says:

      uçmuşsun sen abi

    Siz de Yorum yapın