Ağlamak

    Yazan: Sis Etiket: »
    Beğeniler


    Hani ağlarsınız gözlerinizde yaş kalmayana kadar. Tam bitti artık ağlayamam derken bir bakarsınız ki o kuyu kurumamış. Devam edersiniz ağlamaya. Gözleriniz ve içiniz şişene kadar.Bu ağlama süreci aslında insanın kendini ve hayatını sorgulamasıyla ilgilidir. Ben aşağıdakini dinleyip ağladım epey. Umarım sebebi menapoza girmem falan gibi doğal bir sebebtir, hiç sanmasam da.

    Siz dinlemeyin...

    lenka like a song .mp3


    Found at bee mp3 search engine

    7 Kişi Yorum Yapmış.

    1. Umarım o pınar kurumaz. Ağlamak güzeldir Sis.
      Bana inan. Bununla sulugöz olmayı kastetmiyorum tabii hatta tam tersi hiç ağlayamadığım 2-3 yıllık berbat bir süreç yaşadım. Dualarda bile "ağlayabilen kullardan" olması istenir insanların.
      Herhalde insanlıktan uzaklaşmıştım o dönem diyorum şimdi.
      Aydınlık ve huzurlu bir pazar sabahına uyanmanı yürekten diliyorum.

    2. Gözyaşı daima akar, dışa vurumu duygunun zirve yaptığı zamanlardır, duygu normal sınırlara geldiğinde gözyaşı içe akmaya devam eder. Ağlamak mideyi rahatlatır çünkü bir müddet asitle uğtaşmaktan kurtulmuştur. Çok bilimsel oldu ama diyeceğim şu ki ağlamak ferahlıktır, yeterki bir şarkı duygusu ile ağlayalım.
      Ferah ağlamaların olsun...

    3. Bu parcayi cok severim. Ben de Twitter'a koydum simdi "gecenin vuran sarkilari" kapsaminda...

    4. su says:

      herşeye ağlayabilirim,en sevdiğim özelliğim..ağladıktan sonra ki rahatlama anım herşeye değer !

    5. Sishyphos says:

      Tabi bu kadar ağlamanın ve rahatlamanın bir sonucu var. Ertesi güne şişmiş kocaman gözlerle bakmak. İki eline birer donmuş bezelye torbası alıp saatlerce gözlere kompres yapmak kurtarıyor allahtan :D

    6. d@phne says:

      Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum.

      Işığı gördüm, korktum.
      Ağladım.

      Zamanla ışıkta yaşamayı öğrendim.
      Karanlığı gördüm, korktum.
      Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladım sevdiklerimi...
      Ağladım.

      Yaşamayı öğrendim.
      Doğumun, hayatın bitmeye başladığı an olduğunu;
      aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar olduğunu
      öğrendim.


      Zamanı öğrendim.

      Yarıştım onunla...
      Zamanla yarışılmayacağını,
      zamanla barışılacağını, zamanla öğrendim...

      İnsanı öğrendim.
      Sonra insanların içinde iyiler ve kötüler olduğunu...
      Sonra da her insanin içinde
      iyilik ve kötülük bulunduğunu öğrendim.

      Sevmeyi öğrendim.
      Sonra güvenmeyi...
      Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı olduğunu,
      sevginin güvenin sağlam zemini üzerine kurulduğunu
      öğrendim.

      İnsan tenini öğrendim.

      Sonra tenin altında bir ruh bulunduğunu...
      Sonra da ruhun aslında tenin üstünde olduğunu öğrendim.

      Evreni öğrendim.

      Sonra evreni aydınlatmanın yollarını öğrendim.
      Sonunda evreni aydınlatabilmek için önce çevreni aydınlatabilmek

      Gerektiğini öğrendim.

      Ekmeği öğrendim.
      Sonra barış için ekmeğin bolca üretilmesi gerektiğini.
      Sonra da ekmeği hakça üleşmenin, bolca üretmek kadar
      önemli olduğunu öğrendim.

      Okumayı öğrendim.

      Kendime yazıyı öğrettim sonra...
      Ve bir süre sonra yazı, kendimi öğretti bana...

      Gitmeyi öğrendim.
      Sonra dayanamayıp dönmeyi...
      Daha da sonra kendime rağmen gitmeyi...

      Dünyaya tek başına meydan okumayı öğrendim genç yasta...
      Sonra kalabalıklarla birlikte yürümek gerektiği fikrine vardım.
      Sonra da asil yürüyüşün kalabalıklara karşı olması gerektiğine vardım.

      Düşünmeyi öğrendim.
      Sonra kalıplar içinde düşünmeyi öğrendim.
      Sonra sağlıklı düşünmenin kalıpları yıkarak düşünmek
      olduğunu öğrendim.

      Namusun önemini öğrendim evde...
      Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk olduğunu;
      gerçek namusun, günah elinin altındayken, günaha el
      sürmemek olduğunu öğrendim.

      Gerçeği öğrendim bir gün....
      Ve gerçeğin acı olduğunu...
      Sonra dozunda acının, yemeğe olduğu kadar hayata da
      “lezzet” kattığını öğrendim.

      Her canlının ölümü tadacağını,

      ama sadece bazılarının hayatı tadacağını öğrendim.

      Ben dostlarımı ne kalbimle nede aklımla severim.
      Olur ya ...
      Kalp durur ...
      Akıl unutur ...
      Ben dostlarımı ruhumla severim.
      O ne durur, ne de unutur ....

      MEVLANA
      --

    7. Evrim says:

      Sis,
      İstesemde dinleyemiyorumki zaten.. Ama çok merak ettim neydiki bu. Artık ağlamam lazım!!!
      E.

    Siz de Yorum yapın