Karanlığa Yolculuk

    Yazan: Sis Etiket: »
    Beğeniler


    Yazarı :Sevil Atasoy
    Yayın evi . Doğan Kitap
    Basım Tarihi : 01 - 2010
    ISBN : 9786051114545
    Sayfa Sayısı : 280

    DELİLLER YALAN SÖYLEMEZ,İNSANLAR SÖYLER.
    Yazarın uzun meslek hayatı boyunca bizzat kendi incelediği,veya uluslararası meslektaşlarıyla birlikte incelenmesine katıldığı ve çoğu güncel olan,çoğumuzun bazılarını basından hatırlayabileceği vakalarla ilgili yazılarını derlediği bir kitabı.Muhteşem bir zeka ve bilgi birikiminin ürünü olan kitabında,mizahın çok ama çok incelikle kullanıldığı bir dil ile çoğu insana tümüyle yabancı ve vahşetle dolu bir dünyanın kapılarını açıyor bize Sevil Atasoy.İşi veya yaşanmışlıkları gereği vahşetin şiddetin bu kadar içinde olan insanların akıl sağlıklarını korumalarının sırrının hep mizahda olduğuna inanmışımdır.Sanırım yazar da bu tezimi doğruluyor.Yoksa o kadar uzun yıllarca o şiddetin içinde yaşayıp tanık olup da bu kadar ince mizahi bir dile kavuşması imkansız olurdu.Eğer benim gibi FBI profilcilerinin yazdığı seri katillerin incelendiği kitaplara,suç dosyalarına,CSI dizilerine meraklıysanız kaçırmayın ve mutlaka okuyun diyeceğim bir kitap.
    Kitapta Titanic faciasında sudan toplanan cesetlerden BUZ BEBEK adı verilen cesedin uzun ve üzücü ama arada gülümseten hikayesi;Samil Basayev'in ölümü ve Çeçen Beslan faciasındaki yetkillerin yaptığı hata ve ihmaller;Portekiz'de 2007 yılında kaybolan küçük İngiliz kızı Madeleine'in kayboluşundaki ihmaller ve hatalar zinciri;ve daha bir çok dosyanın incelenmesi var.Benim çok hoşuma giden bir kaç tanesinden alıntılar yapıp ,kalanları keşfetmeyi kitabı aldığınızda sizlere bırakıyorum.Ve yarın yazarın daha önce okumadığım "Labirent,Bu Ayak İzi Senin,Dr.Watson " adlı kitabını almaya gidiyorum.

    Yazar,Adli Tıp Kurumu yöneticisiyken eldeki sınırlı kaynaklarla iç organlarda zehir tespiti yapabilmek için Alman bir meslektaşının önerisi ile Almanya'dan Drosophila Melanogaster denen bir tür sirke sineği getirir.Bu sineklerden bir kaç tanesi zehirlendiğine inanılan kurbanın iç organlarından bir parça ile kapalı bir kapta bir kaç saat bırakıldığında bir süre sonra zehir varsa sinekler ölmektedir.Her şey gayet güzel giderken bir kaç ay sonra sinekler ölmemeye başlar.Bu işte bir terslik olduğu düşünülüp tarım ilacı ile zehirlendiği yüzde yüz kesin olan cesetlerin organlarında denenir sinekler.İnatla yaşarlar.Sonuçta ortaya çıkar ki,sinekleri beslemekte kullanılan terkos suyu onların bağışıklığını yükseltip zehire dayanıklı hale getirmiştir.

    Bilinen en çok kurban almış seri katil Kominizm dönemi Rusya'sında yaşamıştır.Yıllarca yakalanamayışının altında yatan sebeplerden biri Rus liderlerin seri katillerin dejenere olmuş Amerikan toplumuna özgü olduğuna inanmasının yatması ise kozmik bir şaka gibidir.Andrey Romanovic Çikalito 1978 yılında başladığı cinayetlerinde bilinen 50 civarı kadın ve çocuğu doğrayarak,kanlarını içerek,dillerini ve genital organlarını kesip yiyerek katletti.Kurbanlarının tam sayısı hala bilinmemektedir.20 kasım 1990 yılında şüpheli hali sebebi ile tutuklandı ve itiraf etti.Soruşturmanın başındaki Teğmen Burakov günümüzde emniyet güçlerinin coğrafi profilleme adını verdiği sistemi ilk defa kullanan polis olsa da,yöntemin patentini Kanada'lı polis Kim Rossmo hazırladığı bir matematiksel algoritma sayesinde almıştır.

    Bundan 3000 yıl kadar önce ,"Efraimli misin ?" diye sordular.Hayır dedi adam."Öyle mi?O zaman 'şibbolet' de bakalım!" "Sibbolet" dedi adam ve öldü.Efraimliler "ş" harfini söyleyemezdi.O gün Gilatlılar,şibbolet diyemeyen 42.000 Efraimli'yi öldürdü.Musevilerin kutsal kitabı Tanah'ta böyle kayıtlı.
    Tarih boyunca her dilde ve kültürde şibbolet kullanılmıştır.1923 de Japonlar Korelileri avlamak için "g" ve "j" harflerini farklı telaffuz etmelerini kullanıp "JyuGoYenGoJyuSen" dedirtmişlerdir.Gerektiği gibi söyleyemeyen resmi olmayan kaynaklara göre 6.000 kişiyi katletmişlerdir.1918 de Finliler Rusları tespit etmek için bir sayısını kullanmıştır.Bu sayıyı "yksi" şeklinde yazıp "üksi" olarak okuyan Finlilere karşılık dillerinde "ü" sesi olmadığı için Ruslar "juksi" şeklinde okuyorlardı.Ama öldürülenler arasında sadece Rusların değil Çek ve Polonyalılar gibi başka Slavların da olduğu sonradan ortaya çıkacaktı.1937 de Dominik Cumhuriyetinde istenmeyen Haitililere güvenlik güçleri ellerindeki maydonoz demetini sallayıp "Como se llama sto?" diye sordular (Bunun adı ne ?).Verilmesi gereken cevap "perejil" idi, ama "r " harfini söyleyemeyen Haitililer "pe-sil" diyordu.Sayısı tam bilinmeyen 17.000 ile 35.000 arası Haitili kadın erkek ve çocuk bu teste tabii tutulup katledildi.

    Peki,Berlin'de Doğu Alman gizli servisinden kalma bir koku müzesi olduğunu biliyormuydunuz?50 yıl boyunca takip altına alınan insanlardan edep yerlerine ,pantolonlarına,koltuk altlarına bezler sürmek yöntemiyle elde edilen kokular hala kapalı kavanozlarda muhafaza edilmekte.Bugün DARPA ( Amerikan Savunma Bakanlığı İleri Araştırma Projeleri Kurumu 4.5 yıllık projesini sonunda hayata geçirmek üzere.Ve her insana özel , benzersiz ve tek olan kokuyu ayırd eden gereçler önümüzdeki yıllarda belki de DNAnın bile önüne geçecek.

    1993 yılında Avrupa'da öldürülmüş olan bir yaşlı kadının dosyası 2001 yılında tekrar açılıp DNA testi yapıldığında,üç ülkede yüzlerce polisi 15 yıl boyunca uğraştıracak olan,40 dan fazla suça karışan ve "yüzsüz kadın " adı verilen suç makinesi kadının da ilk defa adı ortaya çıkacaktı.15 yılın sonunda ortaya çıkan tek ve mantıklı somut gerçek ise şuydu,DNA örneği almakta kullanılan xxx marka pamuklu çubukların üretim bandı aşamasında kirlenme olmuş ve fabrika çalışanlarından bir kadının DNA sı çubuklara bulaşmıştı.

    Farklı bir dünyaya ,dünyasına hakim ve zeki bir insanın mizahi dilinden yapılan bu yolculuktan sizlerin de keyif almasını umuyorum.Bu da kitabın tanıtım yazısı.


    “Gelin peşimden, karanlığa yolculuk başlıyor… Her adımda bir suç aydınlanıyor…”
    Deliller hep doğruyu söyler.
    Deliller unutmaz, şaşırmaz, caymaz, korkmaz… Bu nedenle deliller, “Ben yaptım” ya da “O yaptı, gördüm” itiraflarından çok daha değerlidir.
    Yeter ki canlı ya da cansız her şeyin delil olabileceği akla gelsin.
    Karanlığa Yolculuk, gerçek suç öykülerini, suçların aydınlatılması, gerçeklerin ortaya çıkarılması, masumlar ile suçluların ayırt edilmesinde kullanılan baş döndürücü teknikleri ve zekâ oyunlarını, polisiye öykü, hatta film tadında anlatan yeni bir Sevil Atasoy kitabı.
    Atasoy, yakından izlediği, birbirinden sıradışı, yaşanmış olayları mercek altına alıyor. Hikâyelerini bir dedektif tecrübesi ve soğukkanlılığının yanı sıra bir bilim insanı titizliğiyle okurlarıyla paylaşıyor.


    YAZAR HAKKINDA

    Prof. Dr. Sevil Atasoy 1949'da, İstanbul'da doğdu. Alman Lisesi ve İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesi'nden mezun oldu, biyokimya alanında uzmanlık ve tıp bilimleri doktorası yaptı. Olay yeri inceleme, kriminal laboratuvarların gelişmesi ve DNA analizlerine katkısı nedeniyle ulusal ve uluslararası ödüller aldı. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde öğretim üyeliğinin yanı sıra,
    1980-1993 yılları arasında Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu Kimyasal Tahliller İhtisas Dairesi başkanlığını, İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü'nün 1987-2005 yılları arasında müdürlüğünü yürüttü ve 2009'a kadar öğretim üyeliğini sürdürdü.
    2005-2009 arası, Hürriyet gazetesinde haftalık adli bilim yazıları kaleme aldı. Prof. Atasoy, mart 2005'te EKOSOK tarafından Birleşmiş Milletler Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu üyeliğine seçildi ve halen bu kurulun başkanlığını yürütmektedir. Atasoy ayrıca, Suç Önleme ve Denetleme Derneği'nin başkanı ve Uluslararası Adli Bilim Hizmetleri'nin (IFSS) sahibidir.

    One Response so far.

    1. Sishyphos says:

      yüzsüz kadın adlı hayalet DNA tam da bu akşam CSI NY dizisinde başroldeydi :))

    Siz de Yorum yapın