Renklerin Katili

    Yazan: Sis Etiket: »
    Beğeniler


    İlk Uyanış :
    Kendine gel...
    Uyan...
    Bilinçaltından gelen seslerdi bunlar.Uyanıp kendine gelmesi gerekiyordu.Gözlerini açtı ya da açtığını sandı.Göremedikleri ve gördüğü katıksız siyahlıkla ilk olarak "kör oldum " diye içinde yankılanan bir çığlık attı.Elini gözlerine getirdi,gözleri yerindeydi,hatta göz kapaklarını açtı çekiştirdi,kirpiklerini yokladı,taa ki gözleri bu eziyete dayanamayıp yaşlanana kadar.Ama göremiyordu.Nerede olduğunu da bilmiyordu.Tek duyumsadığı üzerinde yattığı soğuk metal zemin ve sağından doğru belli bir arayla gelen serin hava idi.Başındaki sersemlik duygusu,ağzındaki kötü tat ve off susamak."Çok susadım diye düşünürken bedenine elleri değince tümüyle çıplak olduğunu fark etti.Bilincini kaybetmeden önceki son düşünceydi bu.

    İkinci Uyanış :
    Saat kavramı yoktu ki ne kadar uyuyabildiğini bilsin.gün mü hafta mı?Kendisini neden bu kadar boşlukta uçuyormuş gibi hissettiğini düşündü yattığı yerde.Sonra cevapları bulabilmek için ayağa kalktı.Ayağı ile yoklayarak minik bebek adımlarıyla altındaki metal zemini keşfetmeye başladı.Hmmm uzunlamasına 8 adım enlemesine 3 adım.Eli bir ara bir zincire değdi ama çok zordu şimdi onun yerini tekrar bulmak.Susuzluk...Üstünde olduğu metal zemini elleriyle karış karış dokunarak taradı.Ve bingo.Su şişesi bu değil mi?Offf suyun tadı o kadar güzeldi ki.Bilincini kaybederken suda bir şey mi vardı diye düşünebildi.

    Üçüncü uyanış :
    Su şişesi daha önce bitirmiş olduğu halde aynı yerde ve dolu olarak oradaydı.Yanında da bonus vardı.Tadını alamadığı bir tür ekmek.Ama açlık o kadar yoğundu ki hiç düşünmeden ekmeği yedi.Metal zeminini araştırırken fazladan atılan bir adımla kendini boşlukta buldu bir anda.Aldığı spor eğitimleri,anında karar verebilme belki de can havli.O arayıp da bulamadığı zincire tutunabildi.Zeminin altı boşluktu.Bitirdiği su şişesini aşağı atıp ne kadar yüksekte olduğunu anlamaya çalıştı.Sesi duyamadı bile."Aşağı kendimi bırakırsam bir yerlerimi kıracağım kesin " diye düşünürken birden gelen hava kesildi.Yok ben büyük bir yerdeyim hava bana yeter düşüncesiyle kendini rahatlattı.Tekrar zihnini zorladığında son hatırladığı bir cafede içtiği kahveydi.Bir de bir ses.Yalnız değildim orada derken tekrar hava gelmeye başladı ve bilincini kaybetti.

    On Üçüncü Uyanış :
    Artık çevresine hakimdi.Altı boşluk üzeri boşluk olan dar ve az uzun bir metal platform üzerindeydi.Zincirlere tırmanmak işe yaramamıştı.Büyük olasılıkla yediği ve içtiklerinde ilaç vardı ki sürekli bir uyku halindeydi.Zorlama artık hatırlayamıyorsun öncesini diye kızdı kendine.Arada sırada imdat yardım edin diye bağırma krizleri kendisini yormaktan başka işe yaramamıştı.Tek bir değişiklik vardı,içerisi soğuyordu.

    Yirmi Dördüncü Uyanış :
    Bağırmaktan,ağlamaktan perişandı,üzerinde olduğu yerden zincirlere tırmanmaktan veya metali sökmeye çalışmaktan kanamayan bir yeri kalmamıştı.Ekmek ve su düzenli geldiği halde nasıl ve kim tarafından getirildiğini bulamıyordu.Gözlerini açmak artık acı vermeye başlamıştı o dipsiz karanlığı gördüğü için.

    Otuzbeşinci Uyanış :
    Aklını az da olsa toplayabildiği nadir zamanlardandı.Son zamanlarda sığındığı tek şeyi yapmayabaşladı suyunu içip ekmeğini yedikten sonra.Çocukluğuna dönüp resim çizmeye başladı.Bu dipsiz karanlıkta delirmemek için kendine bulduğu tek yol.Bu resimleri zihninde görüyordu ama çizmek ihtiyacı...ahh göremezken nasıl çizebilirim.

    Kırk beşinci Uyanış :
    Her şey gözümün önünde.Görmem gerekmiyor.Gelincikleri çizmek istedim.Boyam kanım,tuvalim bedenim.Bileklerimi yeterince ısırınca kanım akabildi.Saçlarımdan bir tutam kopardım.Sol elimin küçük parmağını kırdım fırçama sap olsun diye,ne de olsa renkleri boyarken en az kullanacağım şey.Göremiyorum ama beni hayatta tutan bir şey olacaksa ,bu yapacağım resim.

    Dört ay sonra haber kanalı :
    Hala bulunamayan Tuval katili ( emniyet güçleri buna karşı çıkıyor ) son kurbanını kırsal bölgede bir çiftlikte öldürmüş.Yapılan adli tetkikten kurbanın 10 gün önce kayıp ilan edilen kız olduğu belirlendi.Daha önce de bildirdiğimiz gibi katilin tüm kurbanları kendi bedenlerini kesip kendi kanlarıyla ve uzuvlarıyla resim yapıyorlar.Bu yüzden tuval katili adını verdik.

    Öykü atölyesi için yazılmıştır.

    3 Kişi Yorum Yapmış.

    1. Renklerle sevinç, renklerle hüzün, renklerle aşk, renklerle yaşam, renklerle özlem ve renklerle neşeden sonra renklerle gerilimi okumak bambaşka bir zevkti. Ellerine sağlık.
      Sevgiler..

    2. Sishyphos says:

      Teşekkürler Asuman.

    3. Sanırım üçüncü ve dördüncü okumadan sonra anlam azıcık değişiyor, 'şaşı bak şaşır' mantığının ötesine geçiyor...

      Bu, çok güzelmiş... Tekrarla okudum. Her ne kadar önceki yorumcudan özür dileyerek 'renklerle gerilim' olarak çıkarım yapamasam da, bu farklı bir yapıtın parçası... "Puzzle" diyeyim, hepimiz biliriz bunu.

      Yazının döndüğü bir yer var; orada 'gerilim' yok artık; umutsuzluk ve umut var bir arada; ve ölüme bile bile giderken; yani yok olurken, yaratabilmek var... Gıpta edilesi bir hayat, dibine kadar yaşamak aslında...

      Çok güzelmiş bu... Sahiden çok güzelmiş...

    Siz de Yorum yapın