Kumarhaneler Aslında Birer Sirk

    Yazan: Sis Etiket: »
    Beğeniler


    Bir önceki yazımda eski işim olan casino işini yazdım ve de sonradan okuyunca sanki çok tuu kaka, öcü bir işmiş gibi yazdığımı fark ettim. Fiziksel çalışma şartları hep zordu açıkçası, ve sektörde devam eden arkadaşlarımdan bildiğim üzere hala zor. Günlük çalışma saatiniz 16 saat altına düşerse şanslısınızdır. Ama hep öyle o yazıda yazdığım gibi korkutucu ve gerilimli değildi. Aslında mafya olayı 1992 civarı başladı, ee ben de 1995 de on senelik sıfırdan başlanıp en tepeye çıktığım bir kariyeri bu sebeple bıraktım. 1998 de de yasa çıktı ve TC sınırları dahilinde kumarhaneler kapatıldı. Kapatılışın arkasında yatan esas sebeplere girmeden ben size yaşadığım eğlenceli anıları yazmaya karar verdim. Yazdığım kişilerin hepsi gerçek isimli ve mevkiili kişilerdir; ama hiç birinin gerçek ad soyadını yazmayacağım. Emin olun 1995 de bıraktığım işimin hala beni bağlayan bir gizlilik sözleşmesi var. Başımı belaya sokmayayım yani :)

    Sene 1986 içi, ilk işyerim olan Taksim meydanına cepheli bir otelde çömez krupiyer ( teknik adı chipper ) olarak çalışıyorum. O dönemde pek herkesin bilmediği bir gizli zenginler topluluğu vardı İstanbulda yaşayan. İran devriminden Türkiyeye kaçmış şah yanlıları. Zenginlik derken sanırım o zaman Forbes gibi listelerde hayatta yer almayan ama o listelerdekine beş basan zenginlikte olan insanlardı bu grup. Ben masaya dolar yerine zümrüt yakut vs değerli taşların bir heybeyle döküldüğünü şahsen görmüştüm. Neyse; bu İranlılardan biri rulet masasında paso kaybediyor. Kayıp derken önce size rulet masasında yaklaşık bir spinin ( Yani her topun çevrilmesi ve numaraya düşmesi ve kazanan kaybeden betlerin belli olması ( bet= aslında chip ama hepsi gerçek para yerinde ) 1.45 dakikada döndüğünü söylemem lazım. Bu arkadaş her bir spinde yaklaşık 20 bin dolar civarı kaybediyor. Üç saat beş saat adam hala kaybediyor. Alkole de girmeye başladı ve sonundan kontrolünü kaybetti. Bildiğiniz s*çarım ben böyle işin içine küfrüyle arkadaş kemerini çözdü ve onca insanın gözü önünde rulet tekerleği içine işedi.

    Yine aynı seneler. Türklerin girmesine izin verilmiş artık. Masada üç adet önemli şahıs var. Biri Hürriyet gazetesi eski sahiplerinden. Biri gazinocular kralı diye adlandırılan insan. Biri de o zaman tıfıl olan ama sonradan hem kendi tiyatrosunu kuran hem de sivri çıkışlarıyla çok yer edinen; hala şu anki iş yerimde müşterim olan gay mi biseksüel mi hetero seksüel mi anlamadığım bir adam ( atkısıyla ünlüdür). Masadaki muhabbet şu:
    Gazete sahibi: Lennn gazinocular kralı, bu parlağı kendine mi saklaycan yoksa benle paylaşcan mı?
    Gazinocular kralı: ayıpsın abi sen kimi istedin de ben sana vermedim?
    E.S: len sübyan bunun şeysi kalkıyor mu lan sana?
    Tiyatrocu: Sen gel anam ben ikinizinkini de kaldırtırım.
    Şimdi bu olaya konuşmaya bire bir şahit olmuş bir insan olarak o tiyatrocunun ne tiyatrosuna gidip para verdim, ne Tv dizilerini seyrettim. Ama kör talih işte adam beni içki dükkanımda buldu ( benim O olduğumu bilmeden tabi ).

    O senelerde Taksim metrosu yeni yapılmaya başlanmıştı. Ee malum otel de tam Taksime cepheli. Süper efendi bir blackjack oyuncum var. Benden başkasıyla oynamıyor ( bazı kumarbazlar kendilerine şans getirdiğine inandıkları krupiyerler konusunda sabit fikirlidir ) . Adam ünlü bir japon araba markasının Orta Asya ve Türkiye şirketinin sahibi, O dönemde Maltalı bir prensesle evli olup Fahri Malta Başkonsolusu, aynı zamanda da ilk metroyu yapan şirketin sahibi. Neyse o benden başka krupiyerle oynamaktan zevk almıyor ve benim de en çok oynatmayı sevdiğim müşterim o. Adam cidden sadece beyin fırtınası olsun diye oynuyor. E personel içinde de kart saymayı becerebilen bi ben varım. O da kart sayıyor, ve habire birbirimizle iddialaşıyoruz vs.. O otelden ayrılıp Hiltona geçtim. Arkadaş yemedi içmedi buldu beni. Hilton yönetimi çok memnun, daha önce tanımadıkları böyle büyük bir müşteriyi çektikleri için. Bir gece bir şansı ters döndü , bildiğim limitlerini aşan bir kayba geldi. Arada uyarıyorum " bakın bu gece bana şansınız tutmuyor, izin verin başka krupiyer gelsin" diye. Yokk, adam inada koydu işi. Neyse sabah casino kapanış saati geldi, adam onca sene ondan görmediğim bir kayıp içinde.
    "Neden yaptınız XX bey?" diye sordum.
    "19 yaşında bir kızı alt edip edemeyeceğimi denedim. " dedi

    Bu anıda artık müdürüm. Yaklaşık iki sene salon şefi olduğum kumarhanede müdür olmuşum. Bir şef barmenim var, fırlamanın allahı. O akşam bi ara onun servis tepsisinde 4/3 dolu bir konyak kadehi gördüm. " Lan bu ne, üşenme de su bardağıyla servis yap" derken dedi ki müşteri böyle istedi. Ben de işe daldım olay çıktı aklımdan. Bir kaç saat sonra şef barmen geldi ve dedi ki:
    Sis hanım müşteri 14cü kadehi istiyor, vereyimmi?
    Benden bi çemkirme ve "lannn 14 olana kadar niye sormadın" hesabını sormak geldi. Hemen içkiyi söyleyenin olduğu masaya gittim. Ehh Rus bir adam, ama çok da sarhoş veya tehlikeli halde gözükmüyor.Her ihtimale karşı salona iki sivil güvenlik görevlisi çağırıp ben de adama yakın markajda konuşlandım. Biz kumarhane yöneticilerinin en istemediği şey salon içinde arbede, itiş kakış çıkmasıdır. Bu Rus bir ara yanındaki Türke kendi dilinde bir şeyler dedi; ama beden dilinden belli ki iyi şeyler demedi. An içinde masaya yakın duran 3 güvenlik görevlimiz var, hepsi benim gözümün içine bakıyor. ben adamla bildiğim her dilde konuşmaya çalıştım ama anlamıyor, duymuyor hatta. Derken saniyelik bir gelişmede bizim Rus yanında laf ettiği Türkün boğazına elini attı.
    Güvenlikler tabi beni sallamayıp bu durumda aynen daldılar adamın üzerine. Ama adamı size nasıl anlatsam bilmiyorum, hani cidden kapı gibi bir şey. En son adamı salondan üzerine çullanmış 3 güvenlik görevlisi çıkaramadı da güvenlik şefi gelip teaser tabancayla vurdu, anca öyle çıkarabildiler.Otel müşterisiymiş, adamı odasına park edip döndüler geri. Ve öğrendik kimmiş. Efenim o sene güreş olimpiyatları İstanbulda yapılıyormuş, bu arkadaş da Rus Milli Güreş takımının koçuymuş. Bunu öğrenen güvenlikler dua etmişti " abi verilmiş sadakamız varmış" diye.

    Herkesin çok yakın tanıdığı bir tv programcısı sunucusu mali. Tv de gördüğünüzün aksine acaip ciddi bir insandır kumarhanede. Sululaşmaz, mümkünse özel masa ister ki kimse ona sataşmasın. O akşam ben pitde( yani salonun merkezinde bi personel kontrol noktası ) dururken bu arkadaş yaklaşık bi 25 metre ötedeki açık büfenin yanından bana " yingeeee" diye bağırdı. Ben şoktayım. Yok yani bu adam bunu yapmaz.Duymamazlığa geliyorum ama habire çığırıyor yingeeee diye. Gittim yanına. Hayrola Erbbb bey diye sordum. Adam demez mi " şiştt patronun benle iddiaya girdi, senin ciddiyetini bozarmıyım bozamazmıyım diye, uy sen bana" . Gece ikimizin benim patronu keklemesiyle ve mali patrondan kazandığı ödülü bana vermesiyle bitti.

    Bu gazinocular kralıyla benim tanışlığım çok uzun sürdü. İlk mesleğe krupiyer başladığım casinodan tam 10 sene sonra müdür olarak bıraktığım yere kadar. Adam beni hem severdi ( defalarca iş teklif etti ) hem de onun her numarasını bildiğim için nefret ederdi. Şimdi bu rulet oynar ve tarzı tam top düşmek üzereyken dozenlardan ikisine yaklaşık 10 bin dolarlık bet koymaktır ( şimdi bunu uzun açıklamayacağım, ama üç dozen vardır bir de sıfır vardır; adam son anda şansını yükseltmeye uğraşıyor ). Bir de hırsızdır, son anda koyar gibi yapar koymaz; veye koyduğunu geri alır el çabukluğuyla. Neyse bana sökmüyor bunlar. Kral hangi masada ben onun dibindeyim. Bi gece casino sahibine dedi ki " bu kadın ben,m peşinde dolandığı sürece ben oynamayacağım " Çaresiz ben kendimi geri çektim, ama peşine en iyi pit şefimi taktım. Şefin kulağında son sistem alıcı-verici kulaklık, ben monitör odasındayım, an be an söylüyorum kralın yapacaklarını. Şefe betini geri alacak diyorum, şak biz güvenlik odasından alırken resmini çekiyoruz. Neyse o gecesi epey bi kayıpla sonuçlansı, e ödeme şekli konuşulacak, ben indim sahaya mecburen. Aramızdaki diyalog şuna benzer bir şey.

    Gazino kralı : ben bunu ödemem. hileli sizin ruletleriniz
    ben : yapmayın xx bey ikimiz de biliyoruz hileli olmadıklarını. aaa aslında gelin size ben bir film seyrettireyim. ( güvenlik görüntüleri seyrettilir)
    Gazino kralı : kızım sen niye hiç benim iş tekliflerimi kabul etmiyorsun


    Edit: Şimdi yazıyı okuyunca hiç biri bana eğlenceli gelmedi....

    4 Kişi Yorum Yapmış.

    1. Ağzım açık bi çırpıda okudum. Hem çok ilginç hem de çok eğlenceli geldi bana.Böyle bir işte paso adrenalin çalışır insan herhalde.

    2. Ben de ağzım açık okudum ama eğlenceli gelmedi valla aksine ürktüm:)) Asu'da maceracı bir ruh görüyor ve kutluyorum, bense hımbıl, dantela ören komşu teyze:)))
      Ay Sis beni işin dedikodu kısmı ilgilendirdi asıl, kimler neler yapmış, haha eski Haftasonu Gazetesi gibi:))

    3. Sishyphos says:

      Asucum, sorma adrenalin patlaması şeklinde dolaşırdık hepimiz.

      Leylakcım,
      Dedikodu kısmını az bile yazfım. Selvi Boylum Al Yazmalım filmini bilirsin. Hah işte her o kuşak genç kızı gibi ben de o filme bayılırdım. Taa ki erkek başrol oyuncusunu bir gece kumarhanede hiç aklına bile getiremeyeceğin bir ilişkiler yumağı içinde görene kadar. Şimdilerde dost meclislerinde lafı geçerse "bırakın ya o şerefsiz i*neyi" derim sadece. Mailliyeyim sana dedikoduları:D

    4. Aman aman yolla valla bayılırım:))
      İmza:
      Magazin Leylak:))

    Siz de Yorum yapın